Anadolu bir destan toprağıdır. Yasar Kemal, son büyük destancılarımızdan, Anadolu’nun dört mitosundan biridir. Anadolu’da dört mitos vardır: Birincisi antik çağda yaşayan İzmirli yurttaşımız Homeros’tur, ikincisi halk ozanımız Yunus Emre, üçüncüsü Nâzım Hikmet. Dördüncüsü Yaşar Kemal’dir. Vefatının üçüncü̈ yılında büyük ustayı anıyoruz.

Yazı ve fotoğraflar: Osman Şahin / Yazar

Türkçemizin katıksız besinidir Yaşar Kemal, ruhsal besinidir. Türkçemizin temel dişlisi, sevdalısı, gönüllü kölesidir. Derin kültür kökleriyle bağlıdır Anadolu’ya; onun sanatında Sümer’in, Asur’un, çöl Araplarının, Ortadoğu halklarının, Toros’un, Türkmenlerin ve Çukurova’nın temel sorunları, türküleri, ağıtları cömertçe birleşir. Birbirinden güzel, farklı kurgular ve anlatımlarla okurunu doyuma ulaştırır.

Bir umutlar eşiğidir Yaşar Kemal. Pir Sultan Abdal’ın 500 yıl önce söylediği “Öküzün damını alçacık yapın / Yaş koman altına kuruluk sepin / Koşumdan koşuma gözlerin öpün / İrençberler hoşça tutun öküzü” dizelerindeki gibi, öküzün gözlerinden öpen, Hitit’ten günümüze çift süren, suyu işe koşan, tohumun çimlenmesine katılan, üretim aracı olan emekçi öküze övgüler düzen bir soydan gelmektedir Yaşar Kemal.

Coşkulu kalemiyle köylülerin, göçebelerin dünya dillerindeki atan yüreği ve soluğu olmuştur. Onun anlatımında Toros sularının bol köpüklü, ışıltılı serinliğiyle Çukurova sıcağının buharı birleşir; geçmişin ağırlığı ile geleceğin sancıları da. “Yanan her ateş bir yeşildir, tüterek ağlar” diyen Kızılderili ağıtında olduğu gibi Yaşar Kemal bir doğa dostudur. Açan çiçeğin, öten kuşun, uçan kelebeğin, arının, yağmurun, akarsuyun, nehirlerin ve kabaran Toros bulutlarının dostudur, soluğudur. Ne var ki Yaşar Kemal, yalnızca doğada gördükleriyle yetinen, gördüklerini bir fotoğraf gerçekçiliğiyle yazan bir yazar değildir. Her anlatımında, eşsiz tasvirlerinde doğanın da ötesine geçerek, doğaya bir o kadar da düş gücü katar, zaman dışılığı katar. Öyle ki Yaşar Kemal’in bütün yapıtlarında enine boyuna anlattığı yüzlerce, binlerce rengi, arıyı, çiçeği, çalıyı, dikeni, yaprağı, çimeni, otu, örümceği, sineği, kelebeği, yılanı, kertenkeleyi toplayıp bir araya getirsek kocaman bir kitap oluşturabiliriz.

Çok katmanlı yapıtlardır Yaşar Kemal’in eserleri. Yapıtlarının her katında biraz arkeoloji, höyükler, antik kentler, kaleler, mezarlar, söylenceler, masal ve destan gerçeği yatar. Yaşar Kemal’in yapıtlarında geçmiş günümüze gelerek yeniden canlanır, soluk almaya başlar. Sıradan bir roman okuru, Yaşar Kemal’in yapıtlarının şiirsel, ışıklı anlatımına, romanlarında anlattığı olayların örgüsüne kapılarak, yapıtı bir solukta okuyabilir. Ne var ki, roman dokusunda ustaca sindirilmiş bir folklor bilgisi, yoğun psikoloji, şaşırtıcı insan davranışlarını da görebilir. Anlatılan her bölüm geçmişten geleceğe bir haberci gibidir. Bütün bunlar yazarın yapıtlarında iç içe geçmiş, dört-beş farklı armonik sesten oluşan bir besteye benzer.

DİRENCİN VE UMUDUN ADI

Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlan ve alageyik efsanelerini, özgün ve yurtsever kalemiyle yazan Yaşar Kemal, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da “Üç Anadolu Efsanesi” ile öder. Dört ciltlik “İnce Memed” dizisi, üç ciltlik “Akçasazın Ağaları” dizisi, “Dağın Ardı” adı altında “Yer Demir Gök Bakır”, “Ortadirek” ve “Ölmez Otu” romanları, “Bir Ada Hikayesi” dörtlüsü gibi sayıları 17’yi bulan uzun soluklu romanların yazarıdır. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’un insan eliyle nasıl ölüme götürüldüğünü “Deniz Küstü” romanıyla anlatan odur. “Anadolu dili, Türk dünyasında zengin büyük bir dildir. Türk dili, Dedem Korkut’tan Anadolu’ya akan taze bir dildir. Büyük destanların, sözlü halk anlatım geleneklerinin, türkülerin dilidir. Türkçe ve Kürtçe acının, ağıtın dilidir. Ne ki, yazılı dilin anlatımı farklıdır. Yazı dili pişmiş, yıkanmış, çakıl taşı gibi ak bir dil olmak zorundadır. Her söz eylemdir, harekettir, büyüdür. Dünyayı yaratan sözdür ” böyle der Yaşar Kemal. Bu nedenle düşlerin, sevinçlerin, umutların büyük türkücüsüdür…

Büyük romancı, Çukurovalı ağabeyim, ustam Yaşar Kemal’i vefatının üçüncü yıldönümünde saygı ve sevgiyle anıyorum.