“Şişli’de yaşayan fotoğraf sanatçısı Serkan Taycan, geçtiğimiz yıl Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu’nda Agora isimli bir fotoğraf projesi sergiledi. Taycan, Agora isimli fotoğraf çalışmasında, Şişli’ye de yer verdi.

serkantaycan

Fotoğraf sanatçısı Serkan Taycan, geçtiğimiz yıl 14. Uluslararası Venedik  Mimarlık Bienali için ürettiği “Agora” isimli fotoğraf serisinde Şişli’ye yer verdi. Çalışmasında İstanbul’un meydanları üzerinden kamusal alan eleştirisi yapan ve kolektif bir hafızanın kaydını tutan Taycan, Şişli Camii ve Cevahir AVM önünün yapay bir meydan vazifesi gördüğünü düşünüyor. Şişli’nin kültür sanat yaşamında İstanbul’daki çekim noktası olduğunu vurgulayarak, “Şişli kültür ve sanatın merkezi olabilecek potansiyelde, çok şanslı bir semt. Buna uygun projeler gerekli” diyor.

Taycan ile Şişli’nin kültür ve sanat yaşamındaki konumunu, Şişli’nin meydan- larını ve meydanların tarihsel gelişimini, kentleşmenin getirdiği iletişim sorunlarını ve kutuplaşmaları konuştuk.

Şişli’de yaşayan bir fotoğraf sanatçısı olarak Şişli sizin için ne anlam ifade ediyor?

2 002
2 002

Şişli’de mahalle ilişkileri devam ediyor. Bakkalınızın sizi tanıdığı, küçük bir çarşısının, yüz yüze iletişimin olduğu bir semt. Apartmanımdaki insanlarla diyalog halindeyim. Oturduğum binada gayrimüslimler de yaşıyor. Her ne kadar görünür olmak istemeseler de kent ve Şişli kültürüne farklılık katıyorlar. Şişli’nin avantajı merkezi bir semt olması. Ulaşım ağının da tam göbeğinde. Yabancılaşma; yaşadığın semte, oturduğun çevreye yabancılaştığında, yani semt tarihini, kültürel dokusunu kaybettiğinde başlıyor. Şişli’de henüz bu yok. Önceden Beyoğlu’nda yaşıyordum, sanatla ve kültürle bağlantımı koparmayacak bir yer arıyordum ve altı yıl önce Şişli’ye taşındım.

Şişli kültür ve sanat açısından sizin gibi genç bir sanatçıyı tatmin ediyor mu?

Her anlamda ediyor diyemem. Şişli, İstanbul’un kültür-sanat çekim noktası olma şansına sahip bir semt. Birçok sanatçı Şişli’de yaşıyor. Ahmet Ümit, Selim İleri… Şişli bu değerlerini yaşatmalı. Sanatın birçok dalıyla ilgilenen insanlar var. Ancak Şişli’de kültür ve sanat etkinliklerinin azlığı büyük sorun. Kültür ve sanat mekânları yeterli değil. Şişli biraz da konumunun avantajını sürüyor, Beyoğlu’na yakın olmasından kaynaklı. Şişli’nin kültür ve sanata daha çok bütçe ayırması gerek. Yeterli kapasite var, izleyici var ama uygun projeler de olmalı. Örneğin Bomontiada çok güzel bir oluşum. Çevreye zenginlikler katıyor. Atölyeler, eğlen- ce, dinlence mekânları, galeriler… Ama kamusal alan görünümü altında sunulan bir yer… Belediyeler çöp toplamak, yol yapmak gibi kültür ve sanata da hayati bir hizmet olarak bakmalı.

Şişli’nin son dönemdeki değişiminden bahseder misiniz?

Şişli, kentleşmeyle paralel olarak 20. yüzyılın ortalarından itibaren konutlaşmaya açık bir yer olmuş. Son birkaç yıldır da yapılaşma çok arttı. Şişli’de yeşil
alan diyebileceğimiz yerler artık yok. Yeşil alan eksikliği büyük sorun. Bana en yakın yeşil alan Maçka Parkı, o da Beşiktaş sınırında, yani uzak. Önceden yeşil olan yerlerde artık devasa binalar var. Rezidanslar kendi blokları içinde hayatla kopuk insanlar yaratıyor. İnsanlar kendi korunaklı mahallerinde sadece kendi sosyal sınıflarıyla etkileşim halinde yaşıyor. Oysa kent kültürü sokak demek. Sokaklar gerçek ve hiyerarşiden uzak ilişkiler yaratır. Sokakta en büyük şirketin yöneticisi de vardır, sokakta kalan insan da. Sokağa son model arabasıyla giren, plazalara koşturan insanlar yaratırsanız iletişim olmaz ve kent kültürü gelişmez. Toplumda çatışma, gerginlik doğar. Toplumsal iletişimi sağlayacak şey de kuşkusuz kamusal alan yaratmaktır. Bunu da kültür ve sanat etkinlikleriyle yapabilirsiniz.

venedikbienal

Gelelim Venedik Mimarlık Bienali’nde sergilenen “Agora” isimli fotoğraf çalışmanıza… Agora, neyi anlatıyor?

Venedik Mimarlık Bienali sırasında Türkiye Pavyonu’nda sergilenen meydanlarla ilgili fotoğraf çalışmam kamusal alanla ilgiliydi. İstanbul’daki meydanlara bakarak kamusal alan analizi yaptım. Sultanahmet, Galata, Taksim, Beşiktaş, Şişli Camii, Cevahir… Kronolojik olarak meydanlar, meydanların nasıl oluştuğu, tarihsel olarak neyi temsil ettiğine bakıyordum. Şişli’de ise meydan özelliği taşıyan iki yer vardı; Şişli Camii ve Cevahir AVM önü.

Şişli’nin meydanları, Şişli Cami avlusu ve Cevahir Avm önü mü?

Cumhuriyet tarihine gelene kadar İstanbul’da doğru dürüst bir meydan yoktu. Hâlâ da yok. Bizans ve Roma’daki agoraların yerini Osmanlı zamanında cami avluları almaya başladı. Bir anlamda cami avluları İslam ile meydanlaştı. Meydanlar toplumun her kesimine açık ama cami avluları idealde herkese açık olmakla birlikte pratikte herkese giriş hakkı tanımaz. Taksim Meydanı, İstanbul’daki ilk batılı anlamdaki meydandır. Şişli Camii erken Cumhuriyet döneminin ilk büyük camii. Bu anlamda devlet parasıyla değil, bağışlarla yapılmış. Maalesef ki, gerçek anlamda meydan değil ve Şişli’de meydan yok. Meydan olmadığı için Cevahir AVM’nin önündeki boşluk kentin tek büyük açık kamusal alanı. Yani Cevahir önündeki meydan bunu organik olarak oluşturmuş durumda.