“Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zapt ediyorsun. Bir makine ile tarihi durduruyorsun” diyen Ara Güler gibi bir sanatçı yetişti bu topraklarda. Kendisini sanatçı değil foto muhabiri olarak tanımlıyordu. 17 Ekim 2018’de 90 yaşında hayata veda etti. Toplumsal ve tarihsel gerçekleri fotoğraflarına sığdırdı. Onat Kutlar’ın deyişiyle fotoğrafları roman gibi bir gerçekliği yansıtıyordu.

Yazı: Serpil Gündüz / Gazeteci

Foto muhabiri olarak 40 yılını doldurduğunda bir bildiri kaleme alan Ara Güler “Bu 40 yıl bana yaşama bakmayı, bundan bir sonuç çıkarmayı öğretmiş, görüp fotoğrafladıklarımın yaşam felsefesi içinde bir yeri olup olmadığını düşündürmüştür” diyor ve özetle şunu söylüyordu: “Eğer yaşamın bir parçasını dört köşe bir çerçevenin içine anlam verecek biçimde yerleştirebilirsen az çok bir şey yaptın demektir. Bunun için de, her şeyden önce demek istediğin bir şeyler olmalı. Ne diyeceğini bileceksin, diyeceğine inanacaksın, seçtiğin konuyu seveceksin, bileceksin, ancak ondan sonra onun resmini çekeceksin.”

“Gazeteci olduğum, olayları takip ettiğim için, estetiği az bile olsa çok önemli olduğuna inandığım fotoğrafları çekerim” diyordu Ara Güler, onun için ‘an’ çok önemliydi. Şuna inanıyordu: “Ben kendimi fotoğraf sanatçısı değil foto muhabiri saydığım için, bence estetikten daha önemli olan dokümantasyonun kendisidir. Yani benim için önemli olan insanların dramlarının gelecek nesillere kalmasıdır. Çünkü fotoğraf bir kayıt aracıdır ve bir dram, bir şey anlatmalıdır ki, bir netice çıkabilsin, işte o zaman fotoğraf çekici olur.”

Türkiye’nin ve dünyanın son 90 yılına tanıklık eden bir foto muhabiri olarak hayata veda eden Ara Güler “Bakmayı kaydetmek fotoğrafçının işidir” diyordu. Ölümüyle belki bir devir bitti ama bize kıymetli bir miras bıraktı, bellek bıraktı. Türkiye’nin görsel hafızasıydı Ara Güler. Sağlığında kendisinin bir vakıf girişimi olmuştu ancak sonra arşivinin saklanması ve müzeye dönüştürülmesi için Doğuş Grubu ile yol almaya karar vermişti. 2016’nın Eylül ayında da Doğuş Grubu ile birlikte Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin (AGAVAM) temelleri atılmış; üç yılın sonunda Ara Güler Müzesi Tarihi Bomonti Bira Fabrikası Bomontiada’da, 16 Ağustos’ta fotoğrafçının doğum gününde kapılarını açmıştı.

ARA GÜLER ARŞİV VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç ve AGAVAM Müdürü Umut Sülün’le müzeyi gezip merkezle ilgili bilgiler aldık. Çağla Saraç gerçekleştirdikleri çalışmaların misyonunu kâr amacı gütmeden Güler’in arşivini bir bütün olarak korumak ve Ara Güler arşivini farklı yönleriyle kamuya açmak olduğunu söyledi. Çalışmalar bitmiş değil ve hâlâ sürüyor. Bittiğinde fotoğrafl arıyla, dialarıyla, dokümanları ve kişisel eşyalarıyla 1 milyonluk dev bir arşiv ortayı çıkacak.

Ara Güler’in Galatasaray’daki Güler Apartmanı’nda Ocak 2017’de başlayan çalışmalar yedi ay sürdü. Arşivlenecek ve korunacak her türlü fotoğraf, dia ve doküman için altyapı çalışmaları yapıldı. Bomontiada’daki arşivleme merkezi uluslararası ısı ve nem oranları ayarlanarak iklimlendirildi. Dijital ortamda çalışma bittiğinde 1 milyonluk bir arşiv ortaya çıkacak.

ULUSLARARASI İLK FOTOĞRAF MÜZESİ

İstanbul Bomontiada’da sanatseverlerle buluşan müze, Türkiye’de uluslararası niteliğe sahip ilk fotoğraf müzesi olma özelliğini de taşıyor. Sanat Danışmanı Çağla Saraç liderliğinde iki yıldır çalışmalarını sürdüren arşiv ekibi, Ara Güler’in yüzbinlerce eserinin tasnif, envanter, koruma, sayısallaştırma ve indeksleme işlemlerini yürütüyor. Dünyada örneği olmayan arşiv sistemine yüklenen bu eserler ileride online olarak herkese açık olacak. Arşiv koleksiyonlarının önümüzdeki dönemde bir portal üzerinden fotoğraf meraklıları ve araştırmacılara açık hâle getirilecek. Yüzbinlerce eser tek tek elden geçiriliyor.

Tasniflenen yapıtlardan seçkilerin ilk örnekleri Ara Güler Müzesi’nde sergilenecek. Ayrıca müze dışında da sergilemeler yapılacak. Diğer kültür kurumları ve müzeler ile işbirliği sürecek, sergiler yurt içi ve yurt dışında dolaşıma açılacak. Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan müze ücretsiz olarak gezilebiliyor. Müzede, Ara Güler’in arşivinden fotoğraf, hikâye, videolar sergilenecek. Müzede ayrıca söyleşiler, film gösterimleri, paneller gibi etkinlikler de düzenlenecek.

DÜNYANIN EN İYİ YEDİ FOTOĞRAFÇISI ARASINDA

Dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olan Ara Güler 6 Ağustos 1928’de Beyoğlu, İstanbul’da doğdu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalışırken Muhsin Ertuğrul’un tiyatro kurslarına devam etti. 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başlarken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne devam etti.

Ara Güler’e lise yıllarında babası ilk 35 milimlik film makinesini ve bir fotoğraf makinesi alıp Yeni İstanbul gazetesine foto muhabiri olarak işe girmesine yardımcı oldu. 1958’de Time – Life, Paris – Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto muhabirliği görevlerini üstlendi. 1962 yılına kadar Hayat dergisinde fotoğraf bölümü şefi olarak çalıştı. 1961’de Birleşik Krallık’ta yayınlanan Photography Annual, onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olarak tanımladı. Aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği’ne kabul edildi ve bu kuruluşun Türkiye’den tek üyesi oldu. Fotoğraf dünyasının çok önemli yayınlarında fotoğrafları kullanıldı, kendisinden bahsedildi. ABD’de, Almanya’da, Paris’te çeşitli sergiler açtı. Bu arada, Bertrand Russell, Winston Churchill, Arnold Toynbee, Picasso, Salvador Dali gibi birçok ünlünün fotoğrafını çekti; röportajlar yaptı. 1979’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin foto muhabirliği dalındaki birincilik ödülünü aldı. 1980’de fotoğraflarının bir kısmı Karacan Yayıncılık tarafından kitap haline getirildi. 1986’da Hürriyet Vakfı tarafından basılan, Prof. Abdullah Kuran’ın yazdığı Mimar Sinan kitabını fotoğrafl adı. Bu kitap 1987’de Institute of Turkish Studies tarafından İngilizce olarak yayınlandı.

AGAVAM müdürü Umut Sülün ile Karşılaşmalar kurucu ortağı Sevim Sancaktar’ın küratörlüğünü üstlendiği “Islık Çalan Adam” sergisi AGAVAM’da devam ediyor. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nden derlenen “Islık Çalan Adam” sergisi, 20’inci yüzyılın ikinci yarısında özellikle İstanbul ve Türkiye coğrafyasından fotoğrafl arıyla uluslararası medyada görünürlük kazanan sanatçının İstanbul kent tarihine, bu coğrafyaya ait bireysel ve toplumsal hafızayı şekillendiren dönemlere ait kayıtları üreten, yazan, kaydeden ve aktaran bir hikâye anlatıcısı olarak Ara Güler’in dünyasını bir arada okumak gerektiğinin önemini vurguluyor.

Yaşarken müzesinin açıldığını da gören Ara Güler’in 70 yıllık arşivi artık emin ellerde.