Nevşin Mengü – Gazeteci
“Körler sağırlar birbirini ağırlar gazeteciliği yapıyoruz.”

Bu koşullar altında çalışan gazeteci olsan
dert, çalışmasan ayrı dert. Haber en basit
tanımıyla şöyle bir şey; birileri bazı şeylerin
duyulmasını, bilinmesini istemez, işte
biz o şeylere haber diyoruz. İktidar bilinmesini
istemediği şeylere bazen açık açık
bazen dolaylı yollardan sansür koyuyor;
kimi zaman iktidarın sansürüne bile gerek
kalmadan medya kendi kendini sansürlü-
yor. Körler sağırlar birbirini ağırlar gazeteciliği
yapıyoruz.

Burcu Karakaş – Gazeteci
“Temennimiz, işimizi her türlü tehdide maruz kalmadan yapabilmek.”

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü bugün itibarıyla Türkiye için anlamını yitirmiştir. Bugün artık Türkiye’de çalışan gazeteci olmak hiç olmadığı kadar zor. Kapatılan kurumlar ve
basına yönelik baskılar, gazetecilerin çalışmasını imkânsız kılıyor. Ne yazık ki birçok arkadaşımız işsizlik sebebiyle başka alanlara yönelmek zorunda kaldı. Pazarda limon satan
da var, istememesine rağmen reklamcı olarak çalışanlar da… Türkiye basın tarihi en karanlık günlerini yaşıyor. Gazeteciler olarak en büyük temennimiz, işimizi tehdide
maruz kalmadan yapabilmek. Bu yalnız bir temenni değil, basın özgürlüğünün de gereği.

Gökhan Durmuş
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı
“TGS için 10 Ocak mücadele günüdür.”


10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü 1961’de, gazetecilerin basın iş kanununun
çıkması için yürüttüğü mücadelenin ardından bayram olarak
kutlanmaya başladı. 1971’den itibaren de Çalışan Gazeteciler Günü
olarak kabul ediliyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 10 Ocak Çalışan
Gazeteciler Günü’nü dört yıldır kutlamıyor ve mücadele günü ilan
ediyor. Bunun sebebi de gazetecilerin çalışma koşulları. Basın yayın
sektöründe işsizlik oranı yüzde 30’lardayken, cezaevlerinde 146 meslektaşımız
bulunuyorken, bayram kutlama lüksümüz yok. Türkiye’de 10
Ocak ancak gazetecilerin tamamı sendikalı, toplu iş sözleşmeli ve editöryal
bağımsızlığına saygı gösterilmeye başlandığı gün bayram olarak
kutlanacaktır. O güne kadar TGS için 10 Ocak mücadele günüdür.

Erdem Gül – Gazeteci
“10 Ocak, içerideki ve dışarıdaki gazeteciler günüdür…”

Gazeteci denince Nâzım Hikmet’in Postacı şiiri gelir aklıma. Nâzım, şiirine, “insanın, dünyanın, yurdun haberini/ağacın, kuşun, kurdun haberini/seher vakitlerinde/yahut/gecenin ortasında/taşıdım insanlara yüreğimin çantasında/şairlik ettim/bir çeşit postacılık yani” dizeleriyle başlar. Postacıyı şaire benzetir. Şiirin devamında postacı olmayı düşlediğini anlatır. Postacı yani şair olmak için başına gelmeyen kalmadı Nâzım’ın malum. Hapisler, sürgünler ve de gurbette ölüm. Biz Nâzım’ın hayatından postacı ve de şair olmak için bu memlekette ağır bedeller ödemek gerektiğini anlarız. Ben postacı ve şaire gazeteciliği de ekliyorum. Gazeteciler de postacılar, şairler gibi bedellerden paylarına düşeni hep aldı ama, hiç bu kadarı olmamıştı, dedirtecek günlerden geçiyoruz. Eskiden 10 Ocak’ta iki durumu aklımıza getiriyorduk: Çalışan ve işsiz gazeteciler. Bu hâlâ karşımızda duruyor ama artık başka bir durum daha var: Tutuklu gazeteciler. İçerideki ve dışarıdaki gazeteci gerçeği tüm sorunların önüne geçiyor. Madem hal böyle, “10 Ocak artık içerideki ve dışarıdaki gazeteciler günüdür” demeliyiz. İçerideki gazetecinin yapabileceği bir şey yok. İşini yaptığı için bedel ödemesi her şeyin üstünde. Asıl yük dışarıdaki gazetecilerde. 10 Ocak’ta biz çalışıyorsak, dışarıdaki gazeteciler olarak içeridekiler için yapabileceklerimizi düşünmek zorundayız. Unutmayalım, onlar bu ülkede gazetecilik yani postacılık, yani şairlik, yani insanın, kurdun, kuşun, ağacın haberi yapılsın diye içerideler.

TÜRKİYE’DE BASININ SON DURUMU

∅ Tutuklu Gazetecilerle
Dayanışma
Platformu’nun 9 Aralık
verilerine göre 208
gazeteci cezaevinde.

∅ Uluslararası
Gazetecileri Koruma
Komitesi’nin raporuna
göre Türkiye üst üste
ikinci defa “en fazla
gazetecinin cezaevinde
olduğu ülke” oldu.