Yazı: Hüseyin Karagöz / Yönetmen

Beyaz perde, 1960’lı yıllarda çok sayıda güzel ve yakışıklı gence şöhret olanağı tanıdı. Sinemanın hızlıca parlayan starlarıyla Şişli’nin bağlık/ bahçelik arazi üzerinde hızlıca yükselenapartmanları arasında bir paralellik kurmak mümkün. Abide-i Hürriyet Caddesi’ne dik çıkan Reha Yurdakul Sokak bu tezin en güzel örneği. Bu sokağın eski adı Eksercioğlu. İsmi 1989’da belediye başkanı olan Fatma Girik tarafından değiştirilmiş. Bu arada, bir Yeşilçam starının da belediye başkanı olarak seçildiği tek ilçenin Şişli olması tesadüf olmasa gerek.

Reha Yurdakul ve çevresindeki birkaç sokakta Yeşilçam’ın pek çok ünlü isminin izleri var. Safa Önal ve Erdoğan Tünaş pek çok filmin senarist ve yönetmenliğini yapmış çok özel iki insan…Safa Önal 400’den fazla çekilmiş filmiyle Guiness Rekorlar Kitabı’na geçmiş. Erdoğan Tünaş sadece 1986’da 30 film yazmış ve tabii Reha Yurdakul… Hem oyuncu, hem yapımcı, hem de senarist. Bir dönemin ortalığı kasıp kavuran vamp yıldızı Leyla Sayar, İskenderoğlu Sokak’ta büyümüş. Cüneyt Arkın’ın baba evi bu de sokaktaymış. Hayat Sevince Güzel’in taş kalpli teyzesi Semra Sar 1973’te sinemaya ara verinceye kadar burada yaşamış. Engin Çağlar için “ezeli Şişlili”demek mümkün; halen alt sokakta yaşıyor. Eksercioğlu Sokak denince çevredeki herkesin aklına gelen bir tek isim var: Suzan Avcı…

EKSERCİOĞLU SOKAK’IN YILDIZI

Suzan Avcı erken yaşta babasını kaybedince Samatya’da tekstilde çalışmış; sinema tutkusu daha o dönemlerde başlamış. Büyüyünce Neriman Köksal’ın tahtına oturmaya o yaşlarda karar vermiş. Bilerek ve isteyerek kötü kadın oynamayı seçmiş. Başrollerin düz giden öykülerinden ziyade, kötü karakterin inişli çıkışlı sahnelerini tercih etmiş. Öfke dolu, ihtiraslı ve her seferinde pişman…O kadar çok benimsenmiş ki Türkan Şoray ile kendi filmlerini gizlice izlemeye gittikleri İnci Sineması’nda onları gören birisi Türkan Şoray’a “ne geziyorsun bununla”diye hesap sormuş.

Suzan Avcı büyük emek vermiş sinemaya. Günde üç farklı sete gittiği olurmuş. Şimdiki gibi setlerde kostümcü yok. Oyuncular giysilerini kendileri hallediyorlar. Suzan Avcı’nın dikiş becerisi burada çok faydalı olmuş. Sette kuaför bulunmaması da başka bir zorlukmuş. Neyse ki sokağın girişindeki Kuaför Cemil ve Bekir Ustalar onu çok sevmiş. Mahalleli hanımlar sabah erken gelip sıra numarası almak zorundayken onun 10 dakika önce telefon açması yeterliymiş. Turist Ömer filminin çekimleri için Almanya’ya gittiğinde bavul dolusu ayakkabı ve takma kirpik satın almış. Bu masrafların ve emeğin karşılığını genellikle senet olarak ödemiş yapımcılar. Üstelik kimisi iki yıl vadeli. Çılgın Suzi, senetleri bikinisinin üzerine iğneleyip poz vermiş gazetecilere. Sahneye çıkmış ama yine vurmuş gerçekleri herkesin yüzüne: “Gazinoda 20 dakika şarkı söylüyor, bin lira alıyorum. Sinemada ise 20 gün çalışıyor ve sadece beş bin alıyorum. O da senetle!”Velhasıl dışarıdan görkemli olsa da Suzan Avcı’nın hayatı hiç de pırıltılı geçmemiş. Oğlu Mete’yi ve ardından da eşi Erdoğan Tünaş’ı yitirince ayrılmış Eksercioğlu Sokak’tan…

Suzan Avcı, herkesin yardımına koşan iyilik meleği biri olarak tanımlanıyor. Sokaktaki esnaf “mütevazı, müşfik bir hanımefendi”diye söz ediyor. Şişli camiası olarak ona şükranlarımızı sunuyoruz.