“HAYATTAKİ PİŞMANLIKLARIMDAN BİRİ ENSTRÜMAN ÇALAMAMAK”

Şişlili çocuklar 23 Nisan için gazeteci oldu. İşte çocukların kaleminden Hayri İnönü röportajı…

Dünyada çocuklara armağan edilen ilk bayram olma özel­liğini taşıyor 23 Nisan Ulu­sal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. İlk kutlamalar 1929 yılında yapıldı; 1979 yılında ise kutlamalara yabancı ülkelerin katılımıyla 23 Nisan ulus­lararası boyuta taşındı. Türkiye hal­kı için bu kadar büyük önem taşıyan 23 Nisan’da ülkenin geleceği çocuklar sembolik olarak bütün görevleri dev­ralıyorlar. Biz de 23 Nisan vesilesiyle gazetemizin sayfalarını Şişlili çocuk­lara emanet ettik. Şişli Belediyesi’nin bilim evlerine devam eden 11 yaşın­daki Fatmanur Yılmaz, 9 yaşındaki Ravza Yaren Kaya, 10 yaşındaki Alp Gökmen Çeperli ve 11 yaşındaki Ba­ran Aksoy Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ile sizin için renkli bir röportaj gerçekleştirdiler. Bu röportaj sonun­da duygularını kaleme aldılar. İşte çocukların kaleminden Hayri İnönü röportajı…

 

Belediye başkanı olmaya karar verdiğinizde ailenizle nasıl pay­laştınız? Karşı çıktılar mı?

Ailem benim için her şeyden önemli­dir. Önemli kararları mutlaka onlara danışarak alırım. Belediye başkanlığı teklifi gelince yine önce onlarla görüş­tüm. Beni desteklediler. Siz de ileride alacağınız her türlü kararda ailenize mutlaka danışın.

 

Bu işi severek mi yapıyorsunuz?

Tabii severek yapıyorum. Severek yap­madığımız her şey hayatta bize eziyete dönüşür. Ayrıca, severek yapmazsanız yaptığınız işte verimli de olamazsınız.

 

Küçükken hiç belediye başkanı olma hayaliniz var mıydı?

Hayır böyle bir hayalim yoktu. Özel sektörde başka bir iş yaparken, 2009 yılında Şişli Belediye Meclisi Üyesi ol­mam teklif edildi ve kabul ettim. Daha sonra ise partimden gelen teklifle bele­diye başkanı seçildim.

 

Mesleğinizin en zor ve en kolay anları ne oldu?

Belediye başkanı olarak herkese eşit derecede hizmet etmek zorundayım. Ama bazen yapmak istediğim projeler oluyor, olanaklar elvermediğinde zor­lanıyoruz. Bence işimin en zor anları bunlar. İşimin en güzel yanı da başa­rılı projelere imza atmak. Mesela ilk göreve başladığımda bilim evlerini kurmak istiyordum. Şimdi yüzlerce üyemiz bilim evlerine gidiyor. Beni en çok mutlu eden de bu…

Siz, sizin gibi bir belediye başkanı­nız olsaydı mutlu olur muydunuz?

Çok zor bir soru. Bunu sizin değerlen­dirmeniz lazım. Her zaman daha iyi­sini yapabilirim diye düşünüyorum, o nedenle “Her şeyi çok iyi yapabiliyo­rum” diyemiyorum. Siz de öyle yapın, yaptığınız işten memnun olun ama bu yeterli gelmesin, daha iyisini nasıl ya­pabilirim diye düşünün.

 

Kaç yıldır Şişli’de yaşıyorsunuz?

Ben Maçka’da doğdum, büyüdüm. Maçka İlkokulu’na gittim. Eşim Nazlı, Şişli’de doğup büyümüş. Kayınvalidem de doğma büyüme Şişlili, ömrü Şişli’de geçmiş. Uzun zamandır da Şişli’de otu­ruyorum.

 

Sanata karşı duyduğunuz bir me­rak var mı?

Ben türlü sanatı ve sanatçıyı seviyo­rum. Görsel sanatlara, özellikle de heykele çok meraklıyım. Müzik de be­nim için vazgeçilmez. Akşamları eve gidince mutlaka müzik dinliyorum. Televizyon açıkken bile arkasında hep müzik çalar. Hayatta tek pişmanlığım bir enstrüman çalamıyor olmak. Ama siz mutlaka öğrenin.

Küçükken şımarık bir çocuk muy­dunuz?

Hayır, hiç şımarık bir çocuk değildim. Benim kendi çocuklarım da şımarık değildir. “Şunu istiyorum, bunu istiyo­rum” demedik hiçbir zaman. Yetişkin­ken de hiç şımarık olmadım.

Öğrencilik yıllarınızdaki başarıla­rınız nasıldı?

İtiraf edeyim derslerim orta karardı, kardeşim benden daha iyi bir öğren­ceydi. Ancak öğretmenlerim beni çok severlerdi. Hiç öyle aksilik etmezdim, derslerde uyumluydum. Öğretmenler aksi olmayan çocuklara daha ilgili dav­ranıyorlar.

En sevdiğiniz ve sevmediğiniz dersler hangileriydi?

Fen derslerine yatkındım. Matema­tik, fizik derslerine çok meraklıydım, ezber derslerini pek sevmezdim. Coğ­rafyaya da çok meraklıydım, bu konu­da bilgim çok iyidir. O zamanlar tarih dersine çok meraklı değildim ama şim­di çok ilgi duyuyorum. Çünkü insan geçmişteki olaylardan önemli dersler çıkartıyor.

 

Küçükken hayaliniz neydi? O za­manlar yapmadığınız içinizde ka­lan bir şey var mı?

Ben aslında çok hayal kuran bir ço­cuk değildim. Ama küçükken doktor olmak istiyordum. Bu isteğim içimde kaldı sanıyorum. Üstelik tıp ilmine meraklıyım… Ama insan her istediği­ni yapamıyor.

 

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Ben Fenerbahçeliyim ama ailemde­ki herkes farklı takımı tutuyor. Eşim Galatasaraylı, oğullarımın ikisi Gala­tasaraylı, diğer oğlum Fenerbahçeli. İki oğlum evlendi, onların eşleri ise Beşiktaşlı.

 

İsmet İnönü’yü gördünüz mü hiç?

Gördüm tabii. Ben onun ilk torunuy­dum. Dedem vefat ettiğinde 18 yaşın­daydım.

 

Dedeniz aklınıza geldiğinde hü­zünlendiğiniz oluyor mu?

Oluyor tabii ki, zaten benim çok çabuk gözlerim yaşarır. İnsan sevdiği birini görmeyince hüzünleniyor. Ben anne ve babamı da kaybettim, onları hatır­layınca da hüzünleniyorum.

 

Çocuklar ile aranız nasıl?

Çok iyidir, bütün çocukları çok seve­rim, sanıyorum onlar da beni sever. Bir çocuğun ne istediğini çok iyi anlarım. Kendi çocuklarımla da aram her za­man çok iyi oldu. Şimdi kocaman ol­dular, evlendiler. İlişkimiz de o kadar güçlendi.

 

Ben babamla oyun oynuyorum, siz küçükken babanızla oyun oynar mıydınız? Küçük çocuklarla oyun oynar mısınız?

Çocuklarım büyüdü, artık onlarla otu­rup konuşuyorum. Oyun oynamanın yerini arkadaşlık etmek aldı. Ama kü­çükken çok oynardık. Babam da benimle oyunlar oynardı.

 

Kıyafetlerinizi kim seçiyor? Her gün takım elbise giymekten sıkılı­yor musunuz?

Elbiselerimi kendim seçerim. Takım el­bise giyinmekten, kravat takmaktan hiç sıkılmam. Ama dikkat ettiğim şey, kravat takarken yakanın kapalı olması. Yaka açık kravat takılmasından hoşlanmıyo­rum. Spor giyinmeyi de seviyorum ama sadece hafta sonları giyiyorum.

 

Şişlili çocuklar röportaj sonrası duygularını kaleme aldı. O mektuplardan birkaç cümle şöyle: “Sorularımızı kestirip atmak yerine güzel güzel açıklamalar yaparak cevapladı (Alp Gökmen Çeperli).” “Soruların cevapları çok da hayret verici değildi (Fatmanur Yılmaz).” “Ben başkanı çok sevdim, bence tüm çocuklar onu sevebilir (Baran Aksoy).”

“Başkana baktığımda bana güler yüzle baktı ve ben çok mutlu oldum (Ravza Yaren Kaya).”

ÇOCUKLUĞUNUZDA 23 NİSAN KUTLAMALARI NASIL GEÇİYORDU?

Her zaman çok heyecanlı ve güzel geçerdi. Ama çoğu zaman yağmur yağardı. İlkokulda Selma Hanım diye bir öğretmenimiz vardı ve çok güzel ve büyük etkinlikler düzenlerdi. Bir keresinde İnönü Stadyumu’nda etkinlik olacaktı, çok heyecanlanmıştım ama yağmur yağmıştı ve çok üzüldüğümü hatırlıyorum.

SEVEREK YAPTIĞINIZ BİR SPOR DALI VAR MI?

Hafta en az 3 kez spor yapıyorum. Bisiklete binmeyi ve yürümeyi de severek yapıyorum. En sevdiğim sporlardan biri de yüzme. Her yıl kıtalararası yüzme yarışmasına katılıyorum. Kanlıca’dan Kuruçeşme’ye kadar yüzüyoruz. Bu yıl da katılmayı planlıyorum.