Bahçesi, etkinlikleri, her damak zevkine uygun mekânlarıyla sadece Şişli’nin değil, İstanbul’un önemli durak noktalarından biri oldu Bomontiada. 1890’lı yıllarda kurulan fabrikadan Şişli’nin eğlence merkezine dönüşme hikâyesini Bomontiada adına Pozitif Marka & Pazarlama Direktörü Alara Orhon ile konuştuk.

– Bomonti Bira Fabrikası’nın böyle alternatif bir mekâna dönüştürülme fikri nasıl ortaya çıktı?

Burada daha önce Efes farklı projeler yapmak istiyordu. Ancak alkollü içecekler sektörüne gatirilen düzenleme sonucu proje değişti. Pozitif ’in burada bir proje isteği devam etti. Nihayet, Pozitif, D.ream, Doğuş Grubu ortaklığında oluşturulan Bomontiada projesi gündeme geldi. Küratörlüğünü de biz üstlendik.

 

– Peki, uygulama sürecinde neler yaşandı?

Tarihi bir fabrikanın, tekrar işlevsel hale getirilmesiyle oluşturulan Bomontiada’yı bir mekân halinden çıkararak sakinlerinin ve iş ortaklarının birlikte kültürel aktiviteler, gösterimler, konserler, görsel sanat performansları, iş toplantıları ve daha fazlasının gerçekleştirilebileceği bir merkez olarak tasarladık. Oluşturduğumuz yaratıcı kurula küratör ve yazar Vasıf Kortun ile mimar Alexis Şanal’ı da davet ettik. Bu doğrultuda kampüs içindeki Bomontiada Alt’ın tasarımını üstlenen SANALarc’tan Alexis Şanal, öncelikle alanının kullanımı ve çevresiyle kentsel anlamda etkileşimi için çalışmaya başladı.

– Tarihi fabrika, mimari olarak nasıl bir değişim geçirdi?

  1. yüzyılın başında tarihi bira fabrikasının bahçesinde insanların buluştuğu anlatılıyor. Bomontiada’nın o günkü yaşam tarzını bugüne ait olarak yeniden inşa etmeye çalıştık. Ziyaretçilerinin gelip burada keyifle vakit geçirmesini arzu ettik ve mimari projede de Bomonti’nin dinamiklerini gözettik. Kapısı herkese açık bir kültür merkezi var artık hayatımızda.

 

– Bugünkü Bomontiada’yı anlatabilir misiniz? Nasıl bir mekân? Nasıl bir kitlesi var?

Bomontiada, İstanbul’un merkezinde kamusal ve ticari bir sosyal alan. Bir müzik kulübü (Babylon), bir fotoğraf galerisi (Leica Gallery İstanbul), bir etkileşim ve yaratıcılık platformu (ATÖLYE), iki restoran (Kilimanjaro ve Kiva Bomonti), bir yerel gastronomi marketi (Delimonti), bir brasserie (Monochrome) ile bira konsepti üzerine kurulu bir restorana (The Populist) ev sahipliği yapıyor. Alt ise A Corner in the World tarafından yönetilen programıyla genç yaratıcıların kendilerine yer bulabilecekleri, deneyimlerini paylaşabilecekleri bir kamusal alan yönetimi yapıyor. Bomontiada 7’den 70’e herkesin geldiği bir kampüs. Oluşturulan programda farklı ilgi alanlarına hitap eden pek çok etkinlik yer alıyor. Hepsinin de kitlesi farklı.

– Tarihi binanın böyle bir mekâna dönüştürülmesi konusunda nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Burası, salt ticari bir oluşum değil, kendi kitlesini yaratacak bir yer. Burayı bir mekânın ötesinde deneyim platformuna dönüştürmek üzerine çalışıyoruz. Nefes

alınan, bir takım aktiviteleri barındırabilecek, herkese açık bir yaşam alanı oluşturma ihtiyacından yola çıktık. İsteyen dışarıdan getirdiklerini yiyip içebiliyor, isteyen

bilgisayarıyla çalışıyor, kitap okuyor.

 

– Bomontiada, semtte sosyolojik, kültürel ve ekonomik açıdan nasıl bir değişime sebep oldu?

Bomontiada’yı hayata geçirirken kendimize bazı sorular sorduk. Bu mahallenin dinamikleri neler? Kimler yaşıyor? Buranın dokusuyla ilerlemek bizim için hep ön planda oldu. Bu yüzden Bomontiada’ya gelen insanlardan önce mahallenin sakinleriyle ilişki kurabilmeyi istedik. Çünkü İstanbul’un kültür hayatına bakarsanız Beyoğlu’ndan Karaköy’e, Bebek’ten Arnavutköy’e kadar açılan mekânlar, insanların ziyaret ettikleri yerler; orada yaşayan kişileri rahatsız ettiğinde mekânların uzun soluklu olmadığını görebilirsiniz. İstanbul’da her zaman dönemsel eğilimler doğrultusunda, hareket eden bir takipçi kitlesinin doldurduğu semtler tüketilip yeni bir alternatif çıktığında hep ilgiyi kaybetmiştir. Bunu yıllar içinde Türkiye’de pek çok kez birçok bölgede gözlemledik. Önce Ortaköy’de, sonra Beyoğlu’nda, yakın zamanda Karaköy’de… Uzun yıllar varlığını korumayı başaran kurum, marka ve mekânlar bu eğilime hazırlıklıydı. Geçtiğimiz iki yıl içinde bunu başardığımıza inanıyorum. Çünkü Bomontiada’da yapılan programlara baktığınız zaman çevrede yaşayanların büyük

ölçüde katıldığını görebiliyoruz.

 

– Bomontiada’nın varlığı, semtin kültür sanat hayatının öncülerinden olmasını sağlıyor mu?

Babylon’un Bomontiada’ya taşınmasıyla burada çok farklı çekim merkezi oluştu. Ardından gelen ATÖLYE ortak çalışma, ortak üretim ve inovasyonu tek çatı altında buluşturma hedefiyle yaratıcı kitlenin bir araya geldiği bir alan oldu. Yaz boyunca gerçekleşen Avluda Caz konserlerinde pek çok caz grubu sahne aldı. TV+ ile Açık Havada Başka Sinema kapsamında film gösterimleri yapıldı. Ayrıca bu yaz Bomontiada sakinlerinden Babylon, Babylon-x Bomontiada Avlu konserleriyle avluya indi. Özellikle semt sakinleri tarafından yoğun ilgi gören etkinlikler oldukça kalabalık geçmekte.

 

FABRİKADAN BOMONTİADA’YA

Bomonti Bira Fabrikası, İsveçli Bomonti kardeşler tarafından 1890’da kuruldu. Fabrika, Osmanlı İmparatorluğu’nda modern bira tekniğiyle imalata başlamış olan ilk bira üretim tesisi. Bomonti semti, adını tarihi fabrikadan alır. Uzun yıllar rakipsiz bir şirket olarak faaliyetlerini sürdüren fabrika 1938’den itibaren Tekel İdaresi’ne geçti. Bomontiada’ya dönüştürülen tarihi fabrikanın avlusu ise etkinlikleri ve mekânlarıyla her kesime hitap ediyor.