İstanbul’un çok kültürlü kimliğinin dayanak noktası Şişli… Farklı kültürler özgürce bir arada yaşıyor, tüm renkler nefes alıyor. Şişli Hayat, Şişli’deki bu farklı kültürlerin mensuplarıyla bir araya geldi ve Şişli’de yaşamanın ayrıcalığını dinledi.

Söyleşi: Oktay Uludağ / Fotoğraf: Yusuf Aslan

Farklı kimliklerin bir arada özgürce yaşayabildiği bir kent Şişli. Farklılıkların tehdit değil, zenginlik olduğunun hissedildiği bir yer. Son yıllarda Türkiye, içe kapansa da Şişli, farklı kültürlerden insanların, kimlik gruplarının ve azınlık mensuplarının yuvası olmaya devam ediyor. Şişli’de yaşayan Ermeni cemaatinden Karolin Sarı’nın, tüm azınlıkların duygularını dile getirdiği gibi: “Şişli evimiz!”

Şişli Belediyesi farklı sosyal yapıların, etnik ve dini toplulukların hak ve özgürlüklerinin korunması yönünde öncü çalışmalar yürütüyor. Herkesin ve her grubun kendini özgürce ifade ettiği, değerlerini gönül rahatlığıyla yaşadığı ve paylaştığı bir kentsel yaşamı korumaya ve sürdürmeye çalışıyor. Peki, azınlıklar ve farklı kültür gruplarından insanlar ne düşünüyor? Şişli’de yaşamak onlar için nasıl bir duygu? Belediye hakkındaki düşünceleri neler? Şişli Hayat, kente kimliğini kazandıran bu çokkültürlü yapıyı bir kez daha hatırlatmak için farklı kültürlerin mensuplarıyla bir araya geldi. Onların Şişli’deki yaşamlarını, sorunlarını ve isteklerini dinledi.

“Şişli bizi kendine çekiyor”

İstanbul’da doğan, 84 yaşındaki Lili Barokas, Musevi cemaati mensubu. Küçük yaşta baleye başlayan ve bale öğretmeni olarak yaşamını sürdüren Barokas, Şişli’yi evi gibi gördüğünü söylüyor. “Nerede olursak olalım Şişli bizi kendine çekiyor” diyor ve ekliyor: “Şişli’de sinagogumuz var. Bayramlarımız fazla. Her cumartesi duamız var, bu bizi bir arada tutuyor. Burada rahatız, evimiz gibi. Şişli Belediyesi de bir arkadaş gibi, hep yanımızda.”

Ne olacak korkusu!

Şişli’deki Musevi nüfusunun giderek azaldığını vurgulayan Barokas, şunları söylüyor: “Geçmişte Teşvikiye’den Gayrettepe, Mecidiyeköy’e taşınmalar oldu, oralardan da Tarabya ve Caddebostan’a… Derken iyice dağıldık. Şimdi de İspanya’ya geri dönüşler başladı. İspanya’nın tekrar Yahudileri göçe teşvik etmesi, ardından Portekiz’in kapılarını açması etkili oldu. Ama bizi geri çağırmalarına kızıyorum. Zamanında Yahudilere neler yaptılar, şimdi ‘aman efendim geri gelin, pişmanız’ diyorlar. Bunu tasvip etmiyorum. Şu anda Türkiye’de genel ortam kötü, gittikçe içe kapanılıyor. ‘Ne olacak’ korkusu var, o yüzden cemaat mensuplarımız gidiyorlar.” 

Bale kültürü devam ediyor

Lili Barokas, bir öğretmeninin dans yeteneğini fark etmesi ve annesine “Bu kızı bir bale kursuna gönderin” demesiyle başlamış baleye. “Küçükken müzikale, sinemaya, tiyatroya giderdik, oradan çıktıktan sonra ben eve dans ede ede dönerdim, çok hoşuma giderdi” diyen Barokas, henüz 16 yaşındayken bale dersleri vermeye başlamış. İşte o gün bugündür de bale öğretmeni. Kültür ve sanatın merkezi niteliğindeki Şişli’de bale kültürünün hâlâ devam ettiğini söylüyör: “Okullar sene sonunda uygun bir sahnede resital yapıyorlar. Baleye ilgi olsa da öğrenci sayısında bir azalma var. Ben 65 yaşını geçtiğimde ‘Ders veremezsin’ dediler ama kurs açtım ve o sayede devam ediyorum baleye.”

Şişli Belediyesi Bir Arkadaş Gibi Yanımızda!

 Lili Barokas, Musevi cemaati mensubu, doğduğundan beri Şişli’de yaşıyor.
Lili Barokas, Musevi cemaati mensubu, doğduğundan beri Şişli’de yaşıyor.

Kültür köprüsü

Türk sinema oyuncusu 62 yaşındaki Nur Sürer, 38 yıldır Şişli’de yaşıyor. Kendini muhalif görüşleri nedeniyle çoğunluğun dışında gördüğünü ifade eden Sürer, Şişli’nin çoksesliliği barındıran bir ilçe olduğunu söylüyor. Şişli’den kopamayacağını da vurgulayan Sürer şöyle diyor: “Şişli, azınlıkların en rahat edebildiği ilçe. Fakat nüfusları çok geriledi. Gençler yurt dışına kaçıyor. Bu çok üzücü. Ermeni cemaatinin Hrant Dink ile dışa açıldığını düşünüyorum. Bir korku vardı, o korku aşıldı.”

Yeni renklerle uyum içinde…

Son zamanlarda Şişli’de Uygurları, Suriyelileri, Afrikalıları gördüğünü de vurgulayan Sürer, “Burayı Avrupa ülkelerine geçmek için bir köprü olarak görmüşler ama olmamış ve buraya yerleşmişler. Onlar da kendilerini buranın insanı olarak görüyorlar. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Onlarla yaşamaktan mutluyum” diyor. Yaşadığı insanlarla değil, şehrin çehresiyle derdi olduğunu ifade ediyor. Sürer, şunları ekliyor: “İstanbul dünyanın en eski şehirlerinden biri. Çehresi beni korkutuyor. Eski binalar restore edilmiyor, yerine yenileri dikiliyor. Hoş olmayan, mimariden yoksun binalar… O kadar önemli ustalar öyle güzel binalar yapmış ki eskiden, şehrin hafızasını yok ediyorlar.”

Şişli Belediyesi’nin çalışmalarını da beğendiğini belirten Sürer,  “Mesela Şişli’deki kıyafet kumbaralarını çok seviyorum, bir tek Şişli’de görüyorum” diyor.

Nur Sürer, sinema sanatçısı, 38 yıldır Şişli’de yaşıyor. Şişli, azınlıkların en rahat edebildiği ilçe.

“İyi ki bir aradayız, iyi ki Şişli’deyiz”

Sinemaya 1979’da başlayan ve o zamandan bu yana birçok hükümetin değişimine tanık olan Sürer, şimdilerde kendini azınlık gibi hissetiğini söylüyor. Günümüzde sanatçıya değer verilmediğini düşünen Sürer duygularını şöyle aktarıyor: “Bütün bu serüven içinde bizimle uğraşmazlardı, Demirel’i özleyeceğimi söyleseler inanmaz, gülerdim. Kanallar da kendi oto sansürlerini geliştiriyor, böyle düşünüyorum. Muhalif sanatçılar sorun yaşıyor Türkiye’de. Ancak iyi ki bir aradayız, iyi ki Şişli gibi bir kültür mozaiğinde yaşıyoruz. Birlikte olmak bize güç veriyor.”

Süryani cemaati üyesi Burhan Akpak, aslen Diyarbakırlı, 37 yıldır Şişli’de yaşıyor. Çocukluğu Diyarbakır’da geçse de kendini Şişlili olarak görüyor. Süryanilerin Şişli’ye ilk göçlerinin 1940’lardan sonra yaşandığını söylen Akpak, çocukluğundaki Şişli ile şimdiki Şişli’yi karşılaştırıyor: “Çocukluğum Diyarbakır’da geçti. Yaz tatillerinde İstanbul’a gelirdik. Anneannem Şişli’de otururdu. Sokağında balıkçı ve yorgancı vardı. O sokağın ayrı bir kokusu vardı.”

“Kilisemiz başka yerde olsa da belediyemiz Şişli.”

Nüfuslarının yurtdışına göçler nedeniyle azaldığını belirten Akpak, Şişli’den ayrılmayı düşünmüyor. Kültürlerini Şişli’de rahatça yaşattıklarını ve belediyenin de cemaate destek verdiğini dile getiren Akpak, şöyle konuşuyor: “Şişli Belediyesi’ne teşekkür etmek istiyorum. Bizim kilisemiz Tarlabaşı’nda. O muhitte yürümek zor, güvenli değil. Yaşlı teyzelerimiz, genç kızlarımız gitmeye korkuyordu. Taksiyle gidiyorduk fakat taksi şoförleri bile ‘beni o sokağa sokmayın’ diyordu. Nasıl gideceğiz diye düşünürken Şişli Belediyesi bize araç tahsis etti. Her pazar aracımız gelip bizleri alıyor, topluca kilisemize gidiyoruz. Kilisemizin bir ihtiyacı olduğunda ve Hayri Bey’e ilettiğimizde, “Sizin kiliseniz başka yerde, yapamayız” demez. Hemen yardımcı olur. Özel günlerimizde ziyaret eder, çiçekler gönderir. Onun desteğini hep yanımızda hissediyoruz. Süryani olarak Şişli’de yaşamaktan çok mutluyum.”

Burhan Akpak, Süryani cemaati mensubu, 37 yıldır Şişli’de yaşıyor. Kimse dışlanmamalı, Şişli’de her renge yer var

“Göçmenlere sahip çıkmalıyız.”

Suriyelilerin dışlanmasının topluma zarar verdiğini düşünüyor Burhan Akpak: “Onlara yardımcı olmalı, buraya uyum göstermelerini sağlamalıyız. Bir tercih değildi onlarınki, ölümü göze alarak geldiler. Yaşamak için. Dışlamaktansa onlara sahip çıkmak lazım. Şişli’de her renge yer var.”

Asıl mesleği hemşirelik olan ama organizasyon işinde çalışan Karolin Sarı, doğma büyüme Şişlili. Ermeni cemaati mensubu Sarı, tüm azınlıkların duygularını dile getiriyor ve “Şişli’de kendimi evimde, yuvamda hissediyorum” diyor.

“Bayramlarımızı rahatça kutluyoruz.”

Şişli Belediyesi’nin cemaatlerini birçok anlamda desteklediğini söyleyen Sarı, şunları belirtiyor: “Özellikle defin işlemlerinde belediyeden kesintisiz hizmet alıyoruz. Dini bayramlarımızda, özel günlerimizde burada bir arada yaşam kültürünü hissediyoruz. Sokakta yürürken bir yanda paskalya kokuları, diğer yanda dolma kokuları… Bu çok güzel bir duygu. Çok kültürlülük eskisi kadar çok olmasa da Şişli’de yaşıyor. Kiliselerimizde ayinlerimizi yapar durumdayız. Bayramlarımızı ve özel günlerimizi rahatça kutluyoruz. Başkanımız ziyaretimize geliyor. Bu da bizim birlikteliğimizi hatırlatıyor. Ancak cemaatler biraz daha içe kapandı. Kendini, kültürünü korumak için belki de…

Karolin Sarı, Ermeni cemaati mensubu, doğma büyüme Şişlili. “Bir yanda paskalya, diğer yanda dolma kokuları…”

“Yöresel tatlar festivali yapalım”

Şişli’de çok kültürlülüğü yansıtan etkinliklerin önemini vurgulayan Sarı, şu öneriyi getiriyor: “Şişli Meydanı’nda azınlık cemaatlerinin katılacağı bir organizasyonla yöresel tatlar sunulabilir. Özel günlerde, Paskalya’da orada yapılan çörekler dağıtılır. Bizim sorunlarımızdan biri etkinliklerimiz için salon bulamamak. Şişli Belediyesi’ne Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’ni kazandırdığı için müteşekkiriz. Burada cemaatlerin tiyatro, bale gibi etkinlikleri yapılabilir.” Sarı, son zamanlarda Ermeni vatandaşlara yönelik ayrımcı davranışlarda artış yaşandığını, bunun Türkiye’nin değişen yapısıyla ilgili olduğunu söylüyor.