Savaşların ortasında yaşanan rejim değişikliği, cumhuriyetin ilanı ve devamında yaşananlar… Aradan geçen 94 yıl boyunca Türkiye gelişti, değişti… Cumhuriyetimizin 100. yılına yaklaşırken yaşananları gazeteci İsmail Küçükkaya ile tarihçi İlber Ortaylı’nın soru-cevap şeklinde hazırladığı Cumhuri­yet’i­n İlk Yüzyılı kitabından derledik.

CUMHURİYET: YENİ VATAN, YENİ CEMİYET

“Cumhuriyet maalesef büyük savaşların (Balkan Harbi, Birinci Cihan Harbi) yıkımının yarattığı bir ortamda kuruldu. 1923’te gelen yenilik meclis değil, rejim

değiştirmişiz. Saltanat bitmiş, cumhuriyet gelmiştir, bu büyük bir devrimdir. Devlet

ortadan kalkmıyor; bir devamlılık içerisinde ve sadece devletin rejimi değişiyor.”

CUMHURİYET DEVRİMİ

“Cumhuriyet coğrafyası, imparatorluğun ekonomik yönden en zayıf kesimi ama halkı

dayanıklı. Anadolu çok problemli. En büyük sorun nedir? Balkan savaşlarıyla başlayan Birinci Cihan Harbi ile devam eden uzun harpler insanları eritmiş. Biz sadece eriyen entelektüel sınıfı görüyoruz. Halbuki o arada en iyi demirci ve nalbant, zanaatçı ve çiftçi gitmiş. Böyle bir nüfus zayiatıyla başlıyorsunuz. En önemli maddi unsur nüfus, işgücüdür. Bugün aklımıza gelmeyen hastalıklar var. Sıtma, verem ve kronikleşmiş frengi var. Cumhuriyet bunların hepsini halletmek zorunda kaldı. İşe buradan başlandı. Sağlık ordusu bunları çözdü. Veremle savaşa başladı. Bu çok önemlidir. Öyle ki İkinci Cihan Harbi’nden sonra tıbbi devrim yaşandı. Yeni cumhuriyetle İkinci Harp sonrası beynelmilel teşebbüslerin müdahalesine lüzum kalmadan bazı şeyler kökünden halledilmişti. Cumhuriyet önce bunları halletmiştir.

Tabii Türkiye mareşali Atatürk ordunun teçhizinin noksanlığı pahasına, bu çok önemlidir, milli eğitim meselesine yüklendi. Bu sadece harf devrimi değildir. O çapta bir memlekette okuma yazma sorunu büyüktü. İlerleme kaydedildi. Matbua donanımı iyi değildi ama Latin harflerinin oturmasına çalıştılar.”

NASIL BİR TÜRKİYE?

“Cumhuriyetimiz çok şey başardı. Tarihte aktif rolünü kaybetmeyen ordu,

modernleşmesine devam etti. Geçirdiği son sıkıntılı durumlara rağmen, kuvvetli

bir ordumuz var ve her zaman kendini yeniliyor ve yenilemeye açık. Birinci

Dünya Harbi’nin asıl büyük kaybı, eğitimli aydınlar ve nitelikli zanaatçı ve

köylü gençlerdir. Türkiye bu kaybı çok uzun zamanda telafi edebildi. Cumhuriyet,

insanlarını eksik ya da zor şartlarda olsa da eğitti. Cumhuriyet sanayi kurdu,

tarım yapısını değiştirdi ve memleketin düzenini sağladı. Fakat cumhuriyet

köylülüğü maalesef çok kötü bitirdi. Bu 1980’lerin hoyratlığıdır. Yapılan büyük

hukuk eforuna rağmen hukukçu yetiştiremedi ve hukukçularımız zayıf kaldı.

Cumhuriyetin hukukçusunun fevkalade bilgin, entelektüel, hukuk kurallarına,

tekniğine sahip ve fevkalade bağımsız aydın niteliğinde kişiler olmalarını isterdik.

Dünyaya açılan, dünyayı tetkik eden, kendine bakmayı bilen, değerlerine

sahip çıkan, maziye bakan insanlara ihtiyacımız var.

Şurası bir gerçek: Türkiye 19. asırdan daha müreffehtir, nispet olarak 19. asır

imparatorluğundan daha kuvvetlidir. Müesseseleri daha güçlüdür. Ordusu,

endüstrileşmesi, kırsal yapının değişimi, eğitimi, tıbbı, mühendisliği çok daha

öndedir. Ama maalesef gereken kültürel transformasyonu yani büyük dünyaya,

kuvvetli bir cemiyete yakışan kültürel dönüşümü ve asıl önemlisi hukuk ve

adalet devrimini tamamlayamamıştır. Bugün bunları halledecek diyoruz, gelecek

için ümit var. Büyük bir sıçrama için kalitenin, niteliğin, eğitimin değişmesi

gerekir. Ben bu 10 sene içinde arazi meselesinin halledileceğini umuyordum.

Enerjide çok kesin kararlar verilmesini, daha önemlisi eğitimde bir düzen sağlanmasını umuyordum. Kadro dediğimiz, mensup olduğun aşiret, tarikat

veya okuldan değil; Osmanlı gibi geniş ve renkli bir alandan adam devşirerek

sağlanır. Bu yapı değişmeden ne aynı şekilde devam edebilir ne de daha iyi hale

gelebiliriz. Yatırımların artması ve üretimin nitelik değiştirmesi gerekiyor.”

NASIL BİR CUMHURİYET?

“100. yılın Türkiye’si hem nüfus hem milli gelir hem altyapı hem de köylü-şehirli

oranı bakımından çok farklı olacak. Cumhuriyet kurulduğunda yüzde 90’a

yakın nüfus köylüydü. 2023’te yüzde 90’a yakın şehirli nüfus olacağını zannetmiyorum. Fakat çok dengesiz bir şehirleşme var. İstanbul’un bu kadar

yoğun nüfusu taşıması mümkün değil onun için, devletin, hükümetin arazi ve

enerji sorununu radikal ve süratli bir şekilde tespit etmesi ve çözmesi lazım. Sanayinin Orta Anadolu’ya kayması lazım. Sonraki düzenlemeler daha kolay olacak.

Cumhuriyetin 100. yıl vizyonunda bu son derece önemli.”

GERÇEK CUMHURİYET BİZİZ…

“İslam dünyasının ilk cumhuriyeti kronolojik olarak Azerbaycan’dır. Azerbaycan

Cumhuriyeti kendini öyle takdim eder. Biz ikinci oluyoruz. Ama gerçek cumhuriyet

biziz. Hilafet müessesesinin kaldırılışı diyorlar, aslında bence mahiyet değiştirişidir.

Modernleşmemiz, reformlarımızdır. Türkiye bir cumhuriyettir ve İslam dünyasının

en önemli cumhuriyetidir. En sağlam müessesedir. Cumhuriyetin kurumları

onun teminatıdır.”