Rengârenk, mis kokulu hepsi birbirinden güzel yüzlerce çiçek… Koklamaya da bakmaya da doyamıyor insan. Burası Bomonti’deki 143 yıllık tarihi Sabuncakis Çiçekçisi. Ata yadigârı çiçekçilik mesleğinin başında dördüncü kuşak, Evi Sabuncakis var.

arihi Sabuncakis Çiçekçisi’nin hikâyesi, Girit’ten Midilli’ye, ora­dan da İstanbul’a göç eden İsti­rati Sabuncakis ile başlıyor. Sabuncakis, Rumca ‘sabuncuoğlu’ demek. İstirati Sa­bunacakis’in babasının sabun fabrikası varmış. Ailesi 13 yaşındayken İstanbul’a yollamış ve sıkıca tembih etmişler: “İstan­bul’da farklı, herkesin yapamadığı bir işe gir.” İstirati’nin İstanbul’a gelince dikka­tini çeken ilk şey, koca şehirde sadece iki çiçek dükkânı bulunmasıymış. Çiçekçi­lerde çalışmış önce. İşi öğrendikten sonra 1874’te Beyoğlu’nda Sabuncakis Çiçekçi­si’ni açmış. Biriktirdiği parayla Tatavla ça­yırlarında arazi satın almış. Bahçelerinde çiçek yetiştirmiş. Kısa sürede İstanbul’un en büyük çiçekçisi olmuş. Sakız Adası’n­dan bahçıvanlar, Fransa’dan seralar ge­tirtmiş.

ATATÜRK’ÜN TALIMATIYLA…

İstirati vefat edince, işler oğulları Yorgi ve Konstantin’e kalmış. O sıralarda Atatürk, Yorgi Sabuncakis’e, “Ankara’da bir çiçek dükkânı istiyorum, Ulus’taki Millet Par­kı’nın önünde yapılan dükkânlardan biri­ni seç” diyor. Böylece Sabuncakis Çiçekçisi, Ankara’da açılıyor. Dükkân sayıları artar­ken işlerin başına Yorgi Sabuncakis’in oğlu İstirati geçiyor. İşler büyüdükçe büyüyor…

 

YÜZDE 80’I ITHAL

Aile yadigârı meslekte dördüncü kuşak, 59 yaşındaki Evi Sabuncakis. Dededen kalan mirası korumak için var gücüyle çalışıyor. Şu anda Sabuncakis’in res­mi ve tescilli tek firması Bomonti’de. Mesleği babasının yanında öğrenen ve ardından ziraat okuyan Evi, çiçeğin Türkiye’de her zaman çok sevildiğini vurguluyor: “Çiçek tüketimi gayrimüs­limlerde de çok fazla. Cenazelerde, düğünlerde, bayramlarda…” Çok uzun yıllar Şişli’de, bir yıldır da Bomonti’de bulunan Sabuncakis’te hangi çiçeği ararsanız var. Tarımlardan, mezattan alınan yüzde 80’i ithal çiçekler içinde Evi Hanım en çok kır çiçeklerini seviyor.

“BOMONTI BIZE ÇOK YAKIŞTI!”

Bomontililerin Sabuncakis’i benim­sediğini vurgulayan Evi Hanım şöyle diyor: “Önceden de Şişli Hürriyet PasPasa­jı’ndaydık. Şişli, özellikle Bomonti çok renkli. Şişli’den ayrılamadık. Dedem Kurtuluş’ta büyümüş, babam da Elma­dağ’da. Şişli, semtimiz. En büyük mut­luluğumuz yaşlı çiftlerin buraya gelip ‘sizin dedeniz benim düğün çiçeğimi yapmış, Fransa’dan orkideler getirmişti’ demesi. Çiçek, anlık mutluluktur, bunu sağlayabildiğimiz için mutluyuz.”

“ŞIŞLI’YE EN ÇOK HEDERA VE KARAAĞAÇ YAKIŞIYOR”

Papatya ve gelinciklerin mayısta çoğaldı­ğını ve bu ayda saksı çiçeklerinin dikilme­sini öneren Evi, ekliyor: “Hercai menekşe, sardunya, ortanca dikilebilir, kolayca ba­kılabilir. Bence Şişli’ye en çok hedera ve karaağaç yakışıyor. Belediye bazı yerleri çiçeklendiriyor, çok da güzel oluyor.”