Prof. Dr. Erdal İnönü, siyasette bile bilimsel kimliğiyle var olabilmiş
ender insanlardan biriydi. Günümüz siyasetindeki akademisyen politikacılara baktıkça İnönü’yü özlememek mümkün değil. Türk siyasetinde de dürüst, ilkeli ve mütevazı tarzıyla çığır açan İnönü’yü 31 Ekim 2007 yılında kaybettik. Ölüm yıldönümü vesilesiyle kendisini sevgi ve saygıyla anıyoruz. Orhan Bursalı, Şişli Hayat için bilim insanı İnönü’yü yazdı.

Yazı: Orhan Bursalı (Gazeteci)

Erdal İnönü’yü babası İsmet İnönü “biliminsanı” olması için yetiştirdi ve yönlendirdi. 1948’de Erdal beye yazdığı mektupta şöyle diyordu: “Bütün kuvvetimizi ve tesellimizi senin ilim adamı olarak yetişmene hasretmeye çalışıyoruz. Var ol evladım, sıhhatin ile neşe ile memlekete faydalı bir ilim adamı olarak yetişmeye çalış. İyi bir akademik tahsile ne kadar ehemmiyet verdiğimi bilirsin. Hepimiz öğrenme, hem de akademik ilim düşkünüyüz. Bunun zevki ve şerefi aile içinde sana nasip olacak. Hepimiz seninle ayrıca iftihar duyacağız. Seçkin bir ilim insanı yetiştirmek bir aile için ne mutlu. Hep iyiyiz. Gözlerinden öperiz.” Memleket için en çok bilime, bilimsel düşünmeye ihtiyaç olduğu bir zamanda İsmet İnönü oğluna böyle bir görev veriyor, bunun aile için de gurur vesilesi olduğunun altını çiziyor.

Erdal İnönü ABD’de doktorasını yaptı ve uluslararası alanda en saygın bilim ödüllerinden biri olan Wigner Madalyası’nı aldı. Doktora çalışmasıyla teorik fizik ve matematik tarihine geçti. 1952-1976 yılları arasında teorik ve matematiksel fizik alanında 25’i İngilizce olmak üzere 27 kitap ve makale yayınladı. Bunun dışında, Osman Bahadır’ın araştırmasına göre, bilim tarihi, bibliyografyaları ve anı kitapları olarak 1971-2007 arasında 14 kitap yayınla- dı. Fizikle ilgili iki kitabın editörlüğünü yaptı.

“BİLİM DÜŞÜNÜRÜ ERDAL İNÖNÜ”

Erdal Bey çok büyük bir hizmette daha bulundu ve Demirel ile koalisyon yıllarında, 1993’te, Türkiye Bilimler Aka- demisi’nin kuruluşuna öncülük etti. Bu 500 yılı aşkın bir gecikmenin telafisiydi. 2003’te bilimsel devrim ve stratejik anlamı üzerine verdiği konferans daha sonra Cum- huriyet Kitaplarında yayımlandı. Burada az ve öz olarak bilimsel devrimlerin dünyayı nasıl etkilediğini yazıyor, bu devrimlerin sürekliliğine işaret ediyor ve Türkiye için de dersler çıkarıyordu. Erdal Bey bir bilim düşünürü sıfatını da fazlasıyla hak ediyordu. Siyasetin demokratikleştirilmesi için çalıştı. Bilime katkısını, bilim tarihini araştırarak ve yeniden öğrenerek, öğrendiklerini öğrencilere ve halka anlatarak sürdürdü. Burada en önemli katkısı, dünya bilim tarihini sürekli olarak Osmanlı ve Türkiye açısından ele alması, ilişkiler kurmasıydı. “Üç Yüz Yıllık Gecikme” kitabı, bu çabanın yankı yaratan ürünü olarak doğdu. Matbaa ile Türk toplumu, üç asırlık gecikmeyle tanışmıştı. Ancak Türkiye’nin Bilimler Akademisi ile tanışmasıysa Avrupa ülkelerinde kuruluş tarihlerinin 17. yüzyıla uzandığını dikkate alırsak dört asırlık gecikmeden bahsetmemiz gerekir!

BİLİMSEL BULUŞLAR VE DÖNÜŞÜM…

Erdal Bey, bilimin ve bilimsel düşüncenin toplumlar üzerindeki büyük değiştirici gücünü vurguladı. Bilimsel buluşlar sadece ekonomide değil siyasette ve toplumların yaşamlarında da büyük devrimci değişiklikleri başlatıyor ve dönüşümlere yol açıyor. Diyor ki, bizim eğitim hayatımız için, bölük pörçük bilgiler, öğrencilerin, buluşlar ve bilimsel gelişmelerle toplumla- rın gelişmesi arasında neden sonuç ilişkilerini görmesi ve kavraması için çok yetersiz… Bilim tarihi ve bilim insanlarının oynadıkları roller, ayrı bir kitap/ders olarak okullarda okutulmalıdır. Ayrıca, bilginin, bilgi üretiminin büyük bir toplumsal/siyasal güç olduğunu, bunun toplumca ve siya- setçilerce yeterince kavranmadığını da vurguluyor. İnönü şu saptamayı yapıyor: “Bilgi üretme, stratejik önemi olan bir süreçtir… Konuştuğumuz siyasetçilerin, belki bir iki istisnayla böyle algılamadığını fark ediyorsunuz. Onlar, bilgi üretmeyi bilim insanlarının âdeta boş vakitlerini değerlendirdikleri bir uğraş olarak görüyorlar. Ama gücümüz artıyor diye gibi bir şey düşünmüyorlar. Düşünseler o zaman başka türlü davranırlar.” Türkiye’ye katkıları için kendisine bugün de şükran duygularımızı iletiyoruz. ve dönüşümlere yol açıyor. Diyor ki, bizim eğitim hayatımız için, bölük pörçük bilgiler, öğrencilerin, buluşlar ve bilimsel gelişmelerle toplumların gelişmesi arasında neden sonuç ilişkilerini görmesi ve kavraması için çok yetersiz…

Bilim tarihi ve bilim insanlarının oynadıkları roller, ayrı bir kitap/ders olarak okullarda okutulmalıdır. Ayrıca, bilginin, bilgi üretiminin büyük bir toplumsal/siyasal güç olduğunu, bunun toplumca ve siyasetçilerce yeterince kavranmadığını da vurguluyor. İnönü şu saptamayı yapıyor: “Bilgi üretme, stratejik önemi olan bir süreçtir… Konuştuğumuz siyasetçilerin, belki bir iki istisnayla böyle algılamadığını fark ediyorsunuz. Onlar, bilgi üretmeyi bilim insanlarının âdeta boş vakitlerini değerlendirdikleri bir uğraş olarak görüyorlar. Ama gücümüz artıyor diye gibi bir şey düşünmüyorlar. Düşünseler o zaman başka türlü davranırlar.”  Türkiye’ye katkıları için kendisine bugün de şükran duygularımızı iletiyoruz.