Şişli’deki Notre Dame de Sion Lisesi Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri. Bu yıl 161 yaşına giren kurum, hem Osmanlı’yı hem de Cumhuriyet’i yaşadı.  

Notre Dame de Sion’un binası­nı 1846 yılında, Vatikan’ın İs­tanbul’daki vekili Monsenyör Hillerau yaptırmıştır. Yapıyı ilk başta Lazarist rahibeler yatılı kız okulu olarak kullandı. Ancak Lazarist rahibeler daha ziyade Katolik cemaatin yaşlıları, hasta­ları, öksüz ve yetimleriyle ilgileniyordu. Bu nedenle 1856’da yerlerini, eğitim ala­nında uzmanlaşmış Notre Dame de Sion rahibelerine bıraktılar. Okulu kuran ve 1990’lara kadar idaresini üstlenen rahi­belerin Paris’teki arşivlerinde bu uzun zaman dilimini anlamaya katkı sağlaya­cak belgeler mevcut.

Rahibelerin eğitim verdiği okula ilk baş­ta Katolik aileler ilgi gösterdi ancak okul Tanzimat ile bir bakıma resmileşen Batılı­laşma ortamında giderek diğer cemaatler arasında disiplin ve eğitim anlayışıyla adı­nı duyurdu.

Cumhuriyetin ilanından sonra Dame de Sion’un yapısında köklü değişimler mey­dana geldi: Okuldaki tüm dini simgeler kaldırıldı, rahibeler dini kıyafetlerini bı­raktı. 1996-1997 öğretim yılında erkek öğrencilerin kabul edilmesiyle okul karma hale getirildi.

 

ŞİŞLİ’DEKİ DEĞİŞİMİN TANIĞI

Notre Dame de Sion, yaşadığı bu dönüşümlerin yanı sıra uzun cephesiyle Taksim-Pangaltı arasındaki bölgenin şehirleşmesinin tanığıdır. Binanın inşa edildiği 1846 tarihinde henüz ne bugün karşısındaki Radyoevi; ne de bir yandan Taksim’e diğer yandan Pangaltı’ya doğru sıralanan apartmanlar vardı… Radyoevi’nin yerinde, günümüzde Gezi Parkı’nın bulunduğu alana kadar uzanan bir Ermeni Mezarlığı bulunuyordu.

Osmanlı dönemi boyunca öğrenci sa­yısına paralel olarak artan barınma, ısınma, yemek, derslik ihtiyacından do­layı binanın içinde sürekli birtakım de­ğişiklikler yapılmış, cephe büyük oradan korunmuştur.

Okul, bugün bile yatılı dönemindeki disipliniyle bilinir, binanın dışa kapalı görüntüsü bu izlenimi pekiştirirdi. Ne var ki Notre Dame de Sion, değişmez gö­ründüğü halde sürekli değişerek bugüne geldi. Okul bir süredir bazı salonlarında konser, tiyatro ve sergi gibi etkinliklere ev sahipliği yapmakta. Osmanlı döne­minden beri değişmeyen at kestanesi ağaçlarıyla dolu büyük bahçe ve baharda mor salkımların açtığı küçük avluda artık farklı sesler duyulmakta.