Yazı: Dr. A. Hayati Akaslan / Şişli Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü

Meme kanseri dünyada olduğu gibi ülke- mizde de kadın kanserleri arasında birinci sırada. Son 17 yılın verilerine göre kadın kanserlerinin ortalama yüzde 25’ini meme kanseri vakaları oluşturuyor. Risk faktörleri arasında ailede meme kanseri öyküsü, geç menopoz, çocuk emzirmeme, obezite, ilk adet yaşının erken olması sayılabilir. Kilo kaybı, spor gibi yaşam tarzımızda- ki birtakım değişikliklerle meme kanseri riskinin azalmasına katkıda bulunabiliriz.

Meme kanserinden korunmanın en önemli ve en etkili yolu, memede oluşan lezyonun kansere dönüşmeden veya dönüşüm gerçekleşmişse de en erken safhada teşhisinin konulmasıdır. Erken teşhis konulmuş hastalarda tedavi yüzde 100 sağlanabilir. İleri evre vakalarda tedaviye rağmen yaşam süresinin kısalmasıyla
birlikte yaşam kalitesi de ciddi oranda azalmakta.

Kadınların belli aralıklarla memelerini kontrol etmeleri, taramanın ilk adımı olup kanseri ileri aşamalara ulaşmadan fark etmenin en etkili yoludur. Görüntülemeyle yapılan tarama metotları arasında ilk olarak mamografi sayılabilir. 40 yaşın üzerindeki kadınlara düzenli olarak (riskli vakalar yılda bir, risksiz vakalar iki yılda bir) mamografi tarama ciddi önem taşımaktadır. Mamografinin en önemli özelliği kanser nedeniyle oluşan lezyonun elle muayenede fark edilecek büyüklüğe gelmeden yaklaşık iki yıl önce fark edilmesidir. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde en sık kullanılan tarama yöntemlerinden birisidir. Diğer en önemli tarama metodu meme ultrasonografisidir. Bu yöntem radyasyon içermediğinden 35 yaş sonrası her yıl düzenli olarak yaptırılabilir.

Ne yazık ki ülkemizde teşhis konulan meme kanseri vakalarının yarısı ileri evrede. Bu vakaların tedavisinde ağır cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemlere ihtiyaç duyulmakta olup yaşam kaliteleri ve süreleri artırılmaya çalışılmaktadır. Bu nedenle erken teşhisin önemi her zaman ön plandadır. Erken teşhis hayat kurtarır.