Bir anlığına tüm şehirde elektrik kesilse acaba gece gökyüzü nasıl görünürdü? Kutupyıldızı nerede peki? Samanyolu’nun hangi kolu daha belirgin? Bu görüntüleri unuttuk, belki de kentte hiç göremedik…
Yazı ve Fotoğraflar: Kubilay Akdemir / Astro-fotoğrafçı

Aysız gecelerde kaç yıldız görebili- yoruz? 5, 10, 20? Normalde çıplak gözle 2 bin civarında yıldız  sayılabilmeli. Gökyüzünü kocaman Samanyolu süslemeli. Gözlerimiz karanlığa alışınca açık yıldız kümelerini ve bulut- suları fark edebilmeli. Oysa şimdi çıplak gözle ancak 15-20 kadar gök cismi görebiliyoruz. Bu kaybın nedeni ışık kirliliği. Işık kirliliği; yanlış zamanlamayla, yanlış yönde, yanlış miktarda ve yanlış yerde ışık kullanılmasıyla oluşuyor. Örneğin trafikte karşıdan gelen aracın uzun farlarını yakması görüş mesafesini etkiliyor ve strese girmemize neden oluyor. Şehir içindeki her türlü ışığın yanlış kullanımı da stres katsayımızı artırıyor.

Doğadaki tüm canlıların ışığa ihtiyacı olduğu kadar karanlığa da ihtiyacı var. Canlıların uyku düzeniyle gündüz gece düzeninin milyarlarca yıldır bu yönde evrimleşerek senkronize olması sanayileşmeyle son bulmuşa benziyor. Bu düzen bozukluğu sadece insanları değil, tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Geceleri göç eden kuşlar ışıklandırılmış yüksek binalara çarparak ölüyor. Gece sokak aydınlatması çevresinde toplanan sinekler ve onları avlamaya çalışan diğer canlılarla tamamen yapay bir mikro ekosistem oluşuyor. Havanın kararmaya başlamasıyla “güzel” görünsün diye lokal olarak ağaçlar ışıklandırılıyor. Bu canlıların uyumasına izin verilmeyerek fotosentez döngüsü bozuluyor.

Şişli’de durum daha iyi

Belediyeler daha aydınlık olsun diye yolları, binaları, park ve bahçeleri ihtiyacından çok daha fazla ışıklandırıyor. Halk dilinde “karpuz” olarak adlandırılan ışıklandırma türü aydınlatması gereken şekilde kendi altı dışında, gökyüzü de dahil her yönü aydınlatıyor. Belediyeler de bu aydınlatmayı enteresan şekilde çok tercih ediyor. Bu yanlış tasarım ve uygulamalar enerji kullanımını çoğaltıp işlevi azaltıyor.

Şişli sınırları içerisinde yeni sokak aydınlatmalarının doğru yönde konumlandırıldığını söylemek mümkün. Gökyüzüne en asgari düzeyde ışık gönderen, hedef noktaya odaklanan aydınlatmalar kullanılmış. Tabii ki bu tam anlamıyla yeterli değil.

Işık kirliliğine dikkat

İstanbul’un genelindeki en büyük sorunlardan biri reklam panoları. Panolar her yeri aydınlatıyor. Perdeleme sistemleriyle sadece reklamın bulunduğu yer aydınlatılabilir. Bunun yanı sıra hareket sensörleriyle o bölgede insanlar olmadığı zamanlar boşuna enerji harcamayarak tasarruf edilir ve ışık kirliliği konusunda da hassas davranılabilir. Bina aydınlatmaları illa yapılacaksa yerden havaya doğru değil, yukarıdan aşağıya doğru yapılırsa daha etkileyici bir görüntü ve tasarruf sağlar, güvenlik aydınlatmaları da keza. Projek- törlerin havayı gece boyunca aydınlatması ışık kirliliğinden başka işe yaramıyor.

Türkiye’de ışık kirliliği konusunda bilimsel çalışmalar yapılsa da uygulamada ne kadar başarılı olunduğu tartışılır. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Antalya’nın kontrolsüz ışık kullanımından payını almış durumda. TUG gözlemevi yakınındaki mermer ve taş ocaklarından çıkan tozların şehir ışıklarıyla aydınlanması gözlemevini tehdit eden konulardan biri. Ege Üniversitesi Gözlemevi ise çoktan İzmir’in ışıkları içinde işlevini kaybetmiş durumda.

Gökyüzünün fazla ışıkla aydınlanması amatör profesyonel gökbilimle uğraşan herkesin korkulu rüyası haline gelmiş du- rumda. Karanlık gökyüzü farkındalığına önem veren ülkeler kaliteli gökyüzü ve enerji tasarrufundan elde edecekleri kazançların yanı sıra, orta ve uzun vadede alternatif turizmden önemli gelir elde edecek. Şimdiden karanlık gökyüzü park- ları ve gökyüzü koruma alanları binlerce astro fotoğrafçıyı ve amatör profesyonel astronomu ağırlıyor. Karanlık gökyüzünü görebileceğimiz yerler Dünya’da hızla azalıyor. Bu yerleri bulunca korumaksa farkındalığa sahip insanlara düşüyor.