Birleşmiş Milletler kararıyla her yıl 21 Eylül Dünya Barış Günü olarak kutlanıyor. Bu yılın teması: Barış İçin Birlikte: Herkes İçin Saygı, Güven ve Onur… Barış aktivistleri, Dünya Barış Günü için mesajlarını Şişli Hayat aracılığıyla aktardı.

Röportaj: Özlem Türkdoğan

 

 

 

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyeleri, Almanya’nın 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek 2. Dünya Savaşı’nı başlattığı 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü ilan etmişti. Ancak takvimler 2001’i gösterdiğinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kabul etti. Kimileri 1 Eylül’de, kimileri 21 Eylül’de kutluyor. Ancak sadece kutlandığı ile kalıyor. Türkiye de her yıl Dünya Barış Günü’nün kutlandığı ülkelerden biri. Öte yandan tarihimizin eylül ayında yaşanan acılarla dolu olduğu da bir gerçek… 6-7 Eylül 1955, 12 Eylül 1980… Nâzım Hikmet’in dediği gibi “Günler ağır / Günler ölüm haberleriyle geliyor”. 2017 Dünya Barış Günü’nün teması “Barış İçin Birlikte: Herkes için Saygı, Güven ve Onur” olarak belirlendi. Birleşmiş Milletler’in seçtiği, “Barış İçin Birlikte” teması, savaş, göçler, açlık, adaletsizlik ve daha birçok neden yüzünden yurtlarından kaçan ve daha iyi bir yaşam arayışında olan herkes için farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

 

Nur Sürer Sinema Sanatçısı

“Yaşasın halkların kardeşliği…”

Son dönemlerde gerici dayatmayla karşı karşıya kalan ülkemizde barışı ve özgürlükleri savunan bizler, her koşulda barışın, kardeşliğin ve sevginin peşinde olduğumuzu haykırdık. Tüm zulümler baskılar ve saldırganlıklara inat dünya barışına inananlar olarak barışı temel alan direniş ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz…

Yaşasın 1 Eylül Dünya Barış Günü… Yaşasın halkların kardeşliği…

 

Füsun Demirel Sinema Sanatçısı

“Dünya efendilerine her karşı duruş, insanlığa soluk aldıracaktır.”

Evrenin barışa ihtiyacı olduğu bir gerçek. Toprağın, suyun, doğanın ve tüm canlıların barışa ihtiyacı var. Bunun içinse tek yolumuz var; barış mücadelesini yine barışın enstrümanlarıyla sürdürmek. Düşünecek zaman kalmadı. Vahşi kapitalizm önüne milliyetçilik ve dini inançları kalkan edip hızla ilerleyerek yeryüzünü dağıtmakta… Savaşlar, ölümler, katliamlar… Dünya efendilerine her karşı duruş, insanlığa soluk aldıracaktır… İnsanlığa en büyük hediyemiz barış mücadelesidir. Lütfen siz de barışa bir şans verin. Dünya Barış Günü’nde barış için çabalayan herkesin mücadelesini alkışlıyorum.

 

İhsan Eliaçık İlahiyatçı, Yazar

“Dünya Barış Günü’nün dünyaya barış getirmesini dilerim.”

İnsanlık tarihi boyunca çözülememiş sorunlar var; açlık, ırkçılık, çevre kirliliği, adaletsizlik gibi… Önümüzdeki dönemin bu sorunların çözülüp Dünya Barış Günü’nün şehrimize, ülkemize ve dünyaya barış getirmeye vesile olmasını içtenlikle dilerim.

 

Selina Doğan CHP İstanbul Milletvekili

“Adaletin olmadığı yerde barış da olmaz.”

İnsanlığın her zamankinden fazla barışa ihtiyaç duyduğu bir dönemden geçiyoruz. Dünyada ve yaşadığımız coğrafyada yaşanan savaşlar, iç çatışmalar ve terör saldırıları büyük bir kaos yaratıyor. İnsanlık, büyük bir travma yaşıyor. İnsanların yaşamlarıyla birlikte tarih, medeniyet ve doğa da katlediliyor. Yani bir bütün olarak yaşam yok ediliyor. Çocuklar ve kadınlar tüm bu sürecin en büyük mağdurları. Milyonlarca insan evlerini ve ülkelerini terk ederek istemedikleri bir hayatı yaşamak zorunda bırakıldılar.

Yaşadığımız coğrafyada bunlar olurken ülkemiz Kürt sorunu başta olmak üzere birçok çatışma alanından beslenen şiddet sarmalının içinden çıkamıyor. Devleti yönetenler bu süreçten daha fazla baskı, daha fazla otoriterleşmeyle çıkmaya çalışıyor… Savaşlardan ve terörden kurtulmanın tek yolu, önceki savaşlar ve acılarla yüzleşmekten geçer. Kalıcı barışı tesis etmek ve travmaları atlatmaktır yeni savaşları ve acıları önlemenin tek reçetesi.

İçinde bulunduğumuz eylül ayı, 6-7 Eylül olaylarının da yıl dönümü. Eğer 1915’le yüzleşilmiş olsaydı 6-7 Eylül yaşanmazdı. 6-7 Eylül’le yüzleşilseydi belki bugün Hrant Dink aramızda olacaktı.

Türkiye’deki mevcut siyasi durum, toplumsal barışımıza kasteden yeni çatışma alanları yaratıyor. Kürt sorununun çözümünde şiddet yönteminde ısrar edilmesi, nefret söyleminin giderek artması, darbe girişimi bahane edilerek 10 binlerce insanın işten atılması, binlerce insanın tutuklanması, milletvekillerinin demir parmaklıklar arkasına konulması ve artık her yere nüfuz eden adaletsizlik… Tüm bunlar toplumsal barışımızı ciddi bir şekilde örseliyor. Adaletin olmadığı yerde barış da olmaz.

Türkiye, kanlı bir darbe girişimine sahne oldu. Darbeler demokrasinin düşmanıdır. Bundan dolayı darbelerle ancak daha fazla demokrasiye sahip çıkarak ve daha şeffaf bir devlet yönetimi tesis ederek mücadele edebilirsiniz. Bunun için bugün, kendimizle ve dünyayla barışık kalabilmek için her zamankinden daha fazla barış, daha fazla adalet, daha fazla demokrasi demek zorundayız.

Büyük usta Yaşar Kemal’in dediği gibi “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.”

 

Melda Onur  CHP İstanbul Eski Milletvekili

“Uzatın elinizi yanınızdakine, öyle tutuşun ki barış zinciri ülkenizi, ülkeleri dolaşsın.”

Barışın başına gelmiş en kötü şey bir hükümet politikasına indirgenmiş olmasıdır. Oysa barışı siyasetten alabildiğince uzak tutmak gerekir. Hatta demokratik toplum sıkı sıkıya tutmalıdır elinde barışı… Barış yoksa getirecek olan da demokratik toplumdur. Barışı iktidarlardan, siyasetçilerden, devletlerden beklemeyin. Uzatın elinizi yanınızdakine, tutuşun el ele, öyle tutuşun ki elden ele barış zinciri ülkenizi, ülkeleri dolaşsın. Sınırları, dinleri, dilleri, renkleri, milliyetleri, cinsiyetleri aşsın da sarsın soluk mavi dünyamızı. Kıramasın muktedirler istedikleri gibi. Diz çöksünler önünde…

 

Zülfü Livaneli Müzisyen, Yazar

“Dünya barışı için kadın ve çocukları dinleyelim.”

Dünya Barış Günü’nü kutlarken şu düşünceyi dile getirmek istiyorum: hangi çocuğa sorarsanız sorun; barış mı savaş mı iyidir, diye size kesinlikle barışın iyi olacağını söyleyecek. Çünkü beyni savaş düşünceleriyle yıkanmamıştır, savaşın bazı durumlarda gerekli olduğu gibi bir düşünce öğretilmemiştir, dolayısıyla temizdir. Ama bu çocuklar büyüdükçe kafalarına savaş fikirlerinin tohumları ekilir ve savaş yüceltilir. Savaşlara yaşlı erkekler karar verir ve genç erkekleri ölüme yollarlar. Kadınlar bu konuda daha duyarlıdır. Çünkü çocuk doğurup onu büyütmenin ne olduğunu iyi bilir, hayata değer verirler. Bu yüzden Dünya Barış Günü vesilesiyle bir kez daha diyorum ki dünya barışı için kadın ve çocukları dinleyelim.

Hayri İnönü Şişli Belediye Başkanı

“Barış zihinsel devrimle gelir.”

Mezopotamya’nın bereketli ovalarından yükselen halklardan Doğu Roma İmparatorluğu’na kadar insanlık tarihine yön vermiş toprakların son mihenk taşıdır Türkiye… Büyük bir kahramanlık, onur ve devrim mücadelesinin ardından kuruldu ve kendi coğrafyasında barışın, umudun, demokrasinin önderi oldu. Derin tarihi izleri kadar, büyük acıların da coğrafyası demektir Türkiye… Yüzyıllardan bu yana hep barış, özgürlük ve adalet çığlıkları yükselse de acı hatıralar da eksik olmadı Anadolu topraklarında. Tarihimize leke olarak geçen 6-7 Eylül olayları bunların en acılarından biridir kuşkusuz. Bazı yaralar sarılsa da içten içe kanar ya, işte 6-7 Eylül de bu içten içe kanayan yaramızdır. Keza 12 Eylül askeri darbesi… Çocuklarını yok eden bu acı darbenin vahim sonuçlarını maalesef hâlâ yaşıyoruz.

Ancak bugün, bu karanlık günlerden sadece ülkemiz değil, komşularımızla birlikte büyük bir coğrafya da geçiyor maalesef. Yanı başımızda sürüp giden savaşlar, göçler, yükselen gözyaşları… Her ne kadar bizler bu karanlık günlerde birlikte yaşamak için mücadele edip, mültecilere kucak açsak da geçici çözümlerle sorunların altından kalkamayacağımız kesin. Merkeze adaleti, farklılıklara saygıyı, demokrasiyi almadığımız müddetçe de kalıcı barışın sağlanması son derece zor. Irkçı yaklaşımları, ayrıştıran, bölen, yok eden faşist bakış açılarını mümkün olduğu kadar yönetim eksininde uzaklaştırmazsak; demokrasinin çoğunluğun baskısı değil, azınlıkların haklarının korunması olarak tanımlamaz ve bunu zihinsel bir devrim meselesi olarak görmezsek yaşadığımız acılar ne ilk olacak ne de son. Bunu başardığımız zaman bir arada, kardeşlik içinde daha güzel olduğumuzu idrak edebiliriz. Nâzım’ın dediği gibi “Yaşamak bir orman gibi kardeşçesine”. Bütün gayemiz bu…

 

Deniz Türkali Sinema Sanatçısı

“Devletlerin terörü lanetlerken en büyük yatırımları silaha, ordu denen silahlı güce yatırmalarını komik bulurum.”

Silahtan açıkça nefret ederim. Kaba güçten, ezmekten, korkutmaktan, aptal güç gösterilerinden nefret ederim. İnsanların neden savaştıklarını anlayamam, anlamayı reddederim. Birbirlerini örgütlü şekilde sindirmeye çalışmalarını hem korkunç hem zavallı bulurum. Yaşamın harikuladeliklerinden habersiz, onlara göz kapatarak, sadece yok etmek üzere hayat kuranlar da hem korkunç hem zavallıdır. Devletlerin terörü lanetlerken en büyük yatırımları silaha, ordu denen silahlı güce yatırmalarını komik bulurum. Benim barıştan anladığım tüm bunlardan arındırılmış bir dünya tasavvurudur.

 

Levent Üzümcü Tiyatro Sanatçısı

“Ötekileştirerek barış olmaz; insanı değil, insanlığı sevmeliyiz…”

Bir şeyin günü varsa orada onunla ilgili sorun var demektir. Bu tür günler o soruna dikkat çekmeye yarar. Anneler Günü, Babalar Günü bunun örneklerinden. Ancak onlar biraz da hediyeler aracılığıyla kapitalizmin üretim çarkını döndürmesi için yapılır. Ancak Çevre ya da Barış Günü gibi özel günler dikkatimizi yoğunlaştırmamız gereken günlerdir. Bugünlerin farkına varmamamız çok büyük ayıbımız. Barışı gerçekten sağlamak için ötekileştirmeden, nereden, nasıl diye bakmadan, ayırmadan, saygı göstererek, tüm insanlığa karşı birleştirici duygular hissetmemiz lazım. İnsan olmanın, doğada var olmanın saygısını göstermemiz lazım. Bunun sözde değil özde olması gerek. “Yaratılanı severim, yaradandan ötürü” sözünden dolayı değil, insan olduğu için sevmeliyiz. Ötekileştirerek barış olmaz. İnsanı değil, insanlığı sevmeliyiz. Bu özel günler umarım bilinçlenmemizi ve bazı şeylerin farkına varmamızı sağlar.