Atina, Roma, Milano, Portekiz, Barselona, Prag, Rotterdam, New York gibi 50’ye yakın şehirde maratonlara katılmış bir atlet; aynı zamanda da Kurtuluş’ta Nazar Pastanesi’nin sahibi. Bahattin Boğaz Şişli’nin en renkli simalarından.

Nazar Pastanesi’nin nefis profiterollerini bilmeyen yoktur. Tezgâhın arkasında azim ve sportmenlik dolu bambaşka bir hikâye saklı… 1947, Rize Çayeli doğumlu Bahattin Boğaz. 12 yaşındayken geldiği İstanbul’da, Nazar Pastanesi’nde işe girmiş. Bahattin Bey’in başarı öyküsü semtteki Kurtuluş Spor Kulübü ile tanışmasıyla başlıyor. Kulüpte iki sene jimnastik yapan Bahattin Bey’in hayatının dönüm noktası idarenin “atlet olmak ister misin?” sorusu… 15 yaşındayken başlamış atletizme; “O gün bu gündür sürekli koşuyorum” diye özetliyor hayatını 71 yaşındaki Bahattin Boğaz. İlk maratonunu 1993’te İstanbul’da koştuğunu anlatırken atletizmi dünyanın en iyi spor dallarından biri ve bütün sporların anası olarak nitelendiriyor.

Çocukları dükkânı devralana kadar hem çalışan hem de koşan Bahattin Bey’in geceleri dükkânını kapattıktan sonra koştuğu zamanlar da olmuş. Şimdi imkânları daha rahat. “Sabah ilk işim antrenman yapmak; günlük 15-20 km koşuyorum. Sonra kahvaltı ediyorum; ardından işe gidiyorum” diye özetliyor günlük rutinini. Maratona altı ay kala daha yoğun bir programa başlıyormuş. “Haftalık ve aylık program çıkartıyorum. Maraton sert zeminde yapılıyor. Bu yüzden üç gün ormanda koşuyorsam üç gün yolda koşuyorum. Çünkü sürekli yumuşak zeminde koşarsam kaslarım sert zemine alışamaz” diyor. İstanbul’da Bostancı sahili, Fatih ve Belgrad ormanlarını tercih ediyormuş.

BERLİN MARATONU GÖZBEBEĞİ

Başta Avrupa ve ABD olmak üzere 50’ye yakın şehirde yarışmalara katılmış. Atina, Roma, Milano, Portekiz, Lizbon, Barselona, Prag, Lüksemburg, Rotterdam, New York, Las Vegas gibi pek çok yerde ter dökmüş. Almanya’da toplam 28 defa koşmuş; gözbebeği, 17 defa katıldığı Berlin Maratonu… Berlin’e olan ilgisini “Berlin’de 40 binden fazla insan koşuyor. Çok farklı bir yer; atmosferi farklı. 42 km 195 m’lik parkuru koşarken iğne atsanız yere düşmez. Berlin Maratonu, halk için bir festival… Berlin’i 100 defa koşsam, bir 100 defa daha koşmak isterim” diye ifade ediyor. 16 Eylül’de 18. defa koşacak; hedefi Berlin’de 20. koşusunu yapmak…

“Maratonun amacı bitiş kurdelesini ilk göğüsleyen olmak mı?” sorumuzu bir anısıyla yanıtlıyor: “ABD’de katıldığım maraton sonrası mektup geldi. Mektupta ‘bizim için sen de şampiyon kadar değerlisin çünkü sen koşmasaydın şampiyon da olmazdı’ yazılıydı. Atletizmin felsefesine göre sonuncu da olsa o kişi mutludur çünkü ‘bitirdim’ der.” Konuyu Türkiye’ye getirdiğimizde sitemini dile getiriyor usta koşucu: “Türkiye’den atlet çıkmaz diye bir şey yok ama sevdirmek gerek. Aileden başlayıp ilkokulda sürdürülmeli. Ama insanlar nerede koşacak? Cadde ve sokaklarda koşabilir misiniz? Mahallelerde spor alanı yok. Ama Avrupa’da her parkta koşu alanı var. Koskoca İstanbul’da yalnızca Belgrad ve Fatih ormanları var…”