Aşk Şehrinden Hikâyeler

444

İstanbul adeta bir aşk şehridir; geçmişiyle, mekânlarıyla, unutulmuş ve hatırlanan bütün ahalisiyle aşkı yaşar ve yaşatır. Bunlar sokakların adında, dilden dile dolaşan söylentilerde, meydanlarda, kitap sayfalarında yâd edilecekleri günü bekler. 14 Şubat Sevgililer Günü anısına Şişli’de yaşanmış iki büyük aşk öyküsünü derledik.

Notre Dame de Sion: Çalıkuşu ve Kâmran

 ask2

Cumhuriyet Caddesi’nde, Radyoevi’nin tam karşısındaki Notre Dame de Sion Fransız Lisesi, Reşat Nuri Güntekin’in 1922’de tefrika edilen Çalıkuşu romanının ana mekânlarındandır. Çalıkuşu’nun Feride’si bu okulda öğrenciydi. Teyzesinin oğluna âşık olan, ihanete uğrayınca Anadolu’ya kaçarak “mektepten öğrendiklerini millete aktaran” Feride’nin hikâyesi, öncelikle Batılı eğitim almış aydınla Anadolu’nun uzlaşmasının hikâyesidir. Ama bütün bunların temelinde Feride’nin bir türlü aklından atamadığı derin bir sevda vardır. Kâmran henüz bu aşkın itiraf edilmediği günlerde bu okula, Feride’yi görmeye gelir. Feride’nin teyzezadesiyle görüştüğü, onun getirdiği fondanları sevinçle, iştahla yediği oda ya da ‘parluvar’, okulun hemen girişindedir.

Maçka Palas: Abdülhak Hamit ile Lüsyen Hanım

 14 Şubat Şişli

Görkemli Maçka Palas’ın aşklar haritamıza girmesi için sebep çok. Bunlardan biri de, şair Abdülhak Hâmit’in Lüsyen Hanım’la olan meşhur aşkının bir mevsimine bu binanın tanıklık etmiş olmasıdır. Çift 1912’de evlendiklerinde, “şair-i âzâm” 60, Brüksel’de tanıştığı Lüsyen Hanım ise 19 yaşındaydı. Lüsyen Hanım sonradan bir konta tutulup şairin de onayıyla evlenmiş ama şaire “kızınız” diye imzaladığı, “sensiz de seninle de yaşanmaz” dediği mektuplarla doldurduğu yedi yılın ardından tekrar Abdülhak Hâmit’e dönmüştü. İşte hayatlarının bu ikinci, bu hırçın mevsimini Maçka Palas’ta yaşadılar… Şairin 1937’deki ölümüne dek. Lüsyen Hanım 1966’da hayatını kaybedene kadar her yıl, şairin öldüğü gün, onun anısına bir çınar ağacı dikti. Bunlardan biri de Alman Hastanesi’nin bahçesindedir.