Yazı: Eren Yıldırım – Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Kurum Dedesi

Alevilerin iki temel orucu var. Biri Muharrem, diğeri de Hızır orucu. Hızır orucunun kaynağıyla ilgili birden fazla olay var. İlki Nuh Peygamber’in gemisinin fırtına sonucu sulara gömülmemesi ve fırtınanın dinmesi nedeniyle gemide bulunanların üç günlük şükür orucu tutmaları. İkincisi Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın çocukları Hasan ve Hüseyin’in hastalanmaları üzerine üç gün oruç tutmaları ve her günün sonunda oruçlarını açacakları sıra kapılarına dayanıp onlardan yardım isteyen kişilere yiyeceklerini vermeleri. Aslında farklı kişiler görünümünde her defasında gelen Hz. Hızır’dır ve Hz. Ali ile Hz. Fatma’yı sınamaktadır. İki olay bize Hızır orucunun bir şükür orucu olduğunu gösteriyor. Hızır orucu Hz. Hızır’ın şahsında yaratıcıdan bereket ve rahmet istemenin, esenlik ve kurtuluş dilemenin, dostluk ve dayanışma talep etmenin, paylaşım ve kardeşlikte buluşmanın da orucudur.

HIZIR ORUCU NASIL TUTULUR?

Hızır orucunda sahura kalkılmaz. Gün doğumuyla gün batımı arasında bir şey yememe ve içmeme şeklinde oruç tutulur. Gün batımıyla ağız mührü açılır. Oruçlar açıldıktan sonra her tür yiyecek ve içecek yenilip içilebilir. Muharrem orucunda olduğu gibi et yememe ve su içmeme gibi bir kural yoktur. Oruç açıldıktan sonra bir araya gelinir, delil uyandırılır ve başta Hz. Hızır ile ilgili olmak üzere erenler hakkında menkıbeler anlatılır, hakikate dair bilgiler paylaşılır, deyişler söylenir. Üç günlük oruçtan sonra dergâhlara ve ziyaretlere gidilir, kurban kesilir, cem tutulur ve o yılki Hızır orucu noktalanır. Hızır’ın darda kalanlara yardım edeceği inancının, bütün insanlarda vücut bulması dileğiyle Ali haldaşımız, Hızır yoldaşımız olsun.