Her birinin imzası edebiyatımızın bugünlere gelmesinde büyük rol oynadı. Fakat bir ağustos günü o iyi insanlar, o güzel atlara binip gitti… Bu ay hayatını kaybeden edebiyatçılarımızı sizler için derledik.

Tevfik Fikret

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı istiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.”

Edebiyatımızın batılılaşmasında büyük pay sahiplerinden biri Tevfik Fikret. 1867 doğumludur. Galatasaray Sultanisi’nde okuması hayatının dönüm noktalarından biridir. Dönemin önemli edebiyatçılarından Recaizade Mahmud Ekrem, Muallim Naci gibi isimlerin öğrencisiydi. Öğretmenlerinin teşvikiyle yazdığı ilk şiiri Tercüman-ı Hakikat’te yayımlandı. Mezuniyetinin ardından bir süre memurluk ve öğretmenlik yapan Fikret çeşitli dergilerde çalıştı. Başyazarlığını yaptığı Servet-i Fünun’un edebiyat dergisi haline gelmesini sağlayarak Edebiyat-ı Cedide akımının öncülerinden oldu. Geçirdiği ameliyat sonrası 19 Ağustos 1915’te Aşiyan yani yuva adını verdiği Rumelihisarı’ndaki evinde yaşamını yitirdi. Evi 1945’ten beri müze olarak hizmet veriyor. Tarih-i Kadim, Haluk’un Defteri, Sis, Doksan Beş’e Doğru gibi eserler yazan Fikret’in edebi hayatı 1880-1896 ve 1896 sonrası olarak ikiye ayrılır. İlk döneminde sanat için sanat anlayışını benimseyen şair, ikinci dönemde toplum için sanat şiarını benimser. Sabiha Sertel’in yıkılmakta olan bir imparatorluk devrinin mahsulü benzetmesindeki gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde yaşanan iç ve dış mücadeleler, karşıtlıklar, yenilikler ve etkiler Fikret’in hayatında olduğu gibi şiirine, felsefesine, düşüncesine yansır.

Turgut Uyar

“Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi

Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor”

İkinci Yeni akımının öncülerinden olan Turgut Uyar 4 Ağustos 1927’de Ankara’da doğdu. Askeri okuldan mezun olan Uyar personel subayı olarak göreve başladı. İlk şiiri 1947’de Yenigün dergisinde yayımlandı. Kitapları arasında Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir, Şiirde Dün Yok mu sayılabilir. Şairin tüm şiirleri Büyük Saat isimli kitabında bulunmaktadır. Ünlü şair 22 Ağustos 1985’te İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Son günlerini, öykücü eşi Tomris Uyar’ın Gündökümü başlıklı günlüklerinden de okuyabilirsiniz. Şairin Göğe Bakma Durağı isimli şiiri de Fazıl Say tarafından bestelenmiştir.

Nezihe Meriç

“Ne güzeldi o, ‘bazı zamanlar’. Hemen bozulmaya hazır, en küçük bir imle hemen bozuluveren güzel ‘an’lar. Çünkü kavga hemen, her an kopabilirdi.”

Edebiyatımızın önemli kadın hikâyecilerinden Nezihe Meriç 1925 yılında Gemlik’te doğdu. Bir dönem müzik öğretmenliği ve dergi yöneticiliği yapan yazarın çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı. Eserlerinde öncellerinden daha farklı bir perspektifle kadın ve çocuk meselelerine yoğunlaşan Nezihe Meriç dilimize birçok türde önemli kitaplar kazandırdı. 1962’de Korsan Çıkmazı ile Türk Dil Kurumu, 1990’da Bir Kara

Derin Kuyu ile Sait Faik Armağanı’nı kazandı. Yandırma ile 1998’de Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne layık görülen hikâyeci, kansere yakalanarak 18 Ağustos 2009’da evinde vefat etti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedildi.

Can Yücel

“Düşünde bile göremez işler

Düşlerin gördüğü̈ isleri.”

Eski milli eğitim bakanlarından Hasan Ali Yücel’in oğludur. 1926’da doğdu. Yaşamı boyunca pek çok yerde çeşitli işlerde çalıştı. Yayınlanan kitapları arasında Yazma, Ölüm ve Oğlum, Rengâhenk, Gece Vardiyası sayılabilir. Shakespeare, Lorca, Brecht gibi önemli yazarları, ilginç üslubuyla çevirdi, yeniden yorumladı. 1965’li yıllardan sonra şiiri taşlamaya ve toplumsal duyarlığa, kısacası daha siyasal bir damara yönelince ardından hapis cezaları, sansürler geldi, kitapları toplatıldı… Son yıllarında Muğla’ya bağlı Eski Datça’ya yerleşerek yaşamını orada sürdüren Yücel, 12 Ağustos 1999 tarihinde, bu çok sevdiği beldede yaşamını yitirdi. Mekânım Datça Olsun kitabı üzerine burada defnedildi. Yaşadığı sokağa adı verildi. Mezarına yapılan saldırılar nedeniyle Can Evi adıyla müze haline getirilen evi de 2012’de kapatıldı.

İlhan Berk

“Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim

Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum

-Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.”

Edebiyatımızın önemli şairlerinden İlhan Berk, 1918’de doğdu. Ankara Gazi Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun olan Berk, uzun yıllar Fransızca öğretmenliği ve çevirmenlik yaptı, dünya şiirinin iki büyük ismi Rimbaud ve Ezra Pound’un şiirlerini çevirdi. Berk’in şiiri edebiyatımızda çok çeşitli yollara sapan taşkın bir nehir gibi yaşamı boyunca akarak çok zengin bir birikim oluşturdu.

İkinci Yeni akımının öncülerinden olan Berk, Kül isimli kitabıyla 1979’da Türk Dil Kurumu, İstanbul Kitabı ile 1980’de Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. 1983’te Deniz Eskisi ile Yeditepe Şiir Armağanı’nı alan şair, 1988’de Güzel Irmak ile Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Şair, 28 Ağustos 2008’de 90 yaşındayken Bodrum’da vefat etti.

Vedat Türkali

“…Bekle yumruklarımız

Haramilerin saltanatını yıksın

Bekle o günler gelsin İstanbul bekle

Sen bize layıksın…”

3 Mayıs 1919’da Samsun’da doğan Vedat Türkali edebiyatımızın ve sinemamızın önemli isimlerinden biridir. 1944-1950 yılları arasındaki baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde ilk kez el altında dolaştırılan şiirleriyle tanındı. Cezaevi yıllarında senaryo yazmaya başlayan Türkali, içerden çıktıktan sonra yazdıkları sansüre takılmasın diye Abdülkadir Pirhasan olan adını Vedat Türkali olarak değiştirdi. Dolandırıcılar Şahı, Otobüs Yolcuları dahil pek çok filmin senaryosunu yazdı. Karanlıkta Uyananlar ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülünü aldı. Türkali’nin edebiyata girişiyse 1973 yılında yayımlanan Bir Gün Tek Başına adlı romanıyladır. Kitabın yayımlandığı yıl ve sonrasında doğan birçok kız çocuğuna bu roman nedeniyle Günseli adı verildiği hep anlatılır. Sosyalist ve komünist düşünceyi benimsemiş entelektüel kimliklerin hayatı Vedat Türkali’nin kalemiyle yazınsal ve estetik değere dönüşmüştür.