Asu Maralman

Ben Şişli’nin Yeşilliğini Sevdim…

Bir süredir Asu Maralman’a Şişli’yi sormak istiyordum. Yol üzerinde bir sahafa rastladım. La Paix Hastanesi’nin karşısında, Şişli’de. Kitapların arasında Orhan Şevki’nin anılarını içeren Gölge Adam adlı kitabı buldum. Tesadüf işte! Şevki, Feriköylü köklü bir ailenin çocuğu, 1968 yılında Asu Maralman ile evlenmiş…

 

Yazı: Hüseyin Karagöz / Yönetmen

Asu Maralman çocukluğunun büyük bölümünü Bakırköy’de geçirmiş. Ağaçlar, süs havuzu ve hayvanlarla iç içe geçmiş çocukluğu. Beş yaşında piyano çalmaya başlamış; 13 yaşındayken Caddebostan’da düzenlenen ses yarışmasında birinci seçilince ablasının yanında sahneye çıkmış. 1966’da bir orkestrada solistlik. İlk sahne aldığı mekân Hilton. İki yıl içinde de orkestranın erkek solisti Orhan Şevki ile evlenip Feriköy’e yerleşmiş…

 

“FERİKÖY’E GELİN GELDİM.”

“1968’de 20 yaşımdayken Feriköy’e gelin geldim, Bakırköy’den çok değişik geldi bana, burada hayat iç mekânlarda yaşanıyordu” diye açıklıyor iki semt arasındaki farkı. Gerçekten Orhan Şevki’nin anılarında da, Feriköy sadece yaşadıkları ev anlamında kullanılmış. Ne bakkalın adı geçiyor, ne de fırınının… Uzun siyah saçlarını hatırlıyor ve hemen “kuaför var mıydı civarda” diye soruyorum; herhalde bir kuaförü olmuştur mahallede. Hayır, diyor: “Saçlarım çok uzundu. Zaman alır diye kuaföre gitmezdim. Genellikle olduğu gibi çıkardım sahneye.” Orhan Şevki anılarında Asu Maralman’ın sofralarından ve güzel yemeklerinden söz ediyor. “O sofralar ancak özel günlerde olurdu” diyor Asu Hanım. “Hayatımız sahnede, turnede geçti. Bozkurt Sokak 73 numaradaydı evimiz. Pek bir şey yoktu çevrede. Kurtuluş Caddesi’nde sadece bir şarküteri vardı. Sonradan kapandı zaten.” Sahne işi yapanın kaderidir bu. Dışarıdan pırıltılı gözükse de bu hayat yaşayanı yakar. Sıradan insan gibi akşam beşte işten çıkıp çorba kaynatma şansı olmaz geçimini sahnede kazananın. Devam ediyor; Bulgar bir muhallebiciden söz ediyor. Büyük olasılıkla, bugün de var olan Göreme Muhallebicisi. O dönemde süt işleri Arnavut ve Bulgarlarda… Derken 1974’te Feriköy’de ilk mağazasını açan Üçler Market’i hatırlıyor. Asu Hanım’ın müziği ruhumuza gıda olurken Feriköylü markalar da bizi beslemeye devam ediyor.

“ŞİŞLİ KÜÇÜK VE ŞIK KULÜPLERİN SEMTİYDİ…”

Asu Hanım haklı olarak semt hayatıyla bütünleşmemiş. Gündüzün büyük bölümünü uyuyarak geçirmek zorunda. Gece dışarı çıkmayı hiç sevmemiş; çalışmıyorsa evde kalmayı tercih etmiş. “Şişli’de sahne aldınız mı?” diye soruyorum. Pangaltı’daki Gala Kulüp’ten söz ediyor. Keyifle çalıştığını anlıyorum ses tonundan. Sadece jet sosyetenin geldiği özel bir yermiş Gala. Pasaj içinde merdivenle inilen özel bir mekân. Üstünde de Swiss Pub varmış. Yemek sonrası Swiss’e gidilir, sonra Gala’ya inilirmiş. Bu türden küçük kulüpler sosyetenin gözde mekânlarıymış.

 

Taksim – Şişli hattında en popüler gazino Lalezar Bahçesi’ymiş. Hilton’da geçen ilk yıllardan sonra Elmadağ Kervansaray’da sahne almış Asu Hanım… Bu bölgenin ünlü kulüpleri Hydromell, Scotch, Rujenuar… Hepsi çok özel mekânlar ve hepsi Şişli sınırları içinde. Büyük gazinoların neden Şişli’yi seçemediğini merak ediyorum. Asu Hanım yanıtlıyor: “O dönemin gazinoları büyük araziler üzerine kurulurdu. Yaklaşık 20 kişiden oluşan kadro ve gün batımından neredeyse doğumuna kadar süren programların maliyetini karşılayabilmek için gazinoların çok müşteriye ve geniş mekânlara ihtiyacı vardı.”

 

“SEZEN AKSU, ZERRİN ÖZER ŞİŞLİ’DEYDİ.”

Gelelim komşulara… “Kimlerle görüşürdünüz?” diye soruyorum. Yazar Ferit Edgü ve sinematograf Artun Yerez yakın arkadaşları… Rüçhan Çamay, dolayısıyla Melike Demirağ ile sık sık görüşülüyor. Sezen Aksu da İzmir’den geldiğinde Şişli’yi tercih etmiş. Benzer şekilde Ankara’dan gelen Tülay Özer annesi ve kız kardeşi Zerrin Özer ile Şişli’de oturuyor.

 

“BENDEKİ ŞİŞLİ ASLINDA GAYRETTEPE…”

Asu Maralman 1978’de Orhan Şevki’den ayrılmış ve kendisine Gayrettepe’den bir daire satın almış. “Gayrettepe’de kendimi evimde gibi hissettim. Yeşillikleri, inekleri ve sessizliğiyle bana huzur verdi” diyor. Kendisi kısmen Londra’da yaşasa da, o dairemi satmam, diyor: “Herkesin Şişli’de mutlaka bir anısı vardır. Benim ömrümün en güzel yılları Şişli’de geçti. Evim orası benim…” Kendisine teşekkür ediyorum, Asu Maralman ise “bağrı yanık dostlara selam olsun” diyerek telefonu kapatıyor. Şişli beni bir kez daha şaşırtıyor…