Anama Babama Bayağı Çektirdim

 

Yazı: Nevşin Mengü / Gazeteci

Hep erkek olacağımı düşünmüş annem ve babam. Hatta annemin karnındayken ismimi de koymuşlar: Özgür. 80 darbesi sürecinin sakıncalı isimlerinden.

1 Mayıs’ta doğacakmışım aslında, tam 24 saat sancı çekmiş annem, sonunda vakumla çekmişler; doğmak istememişim herhalde kim bilir. Kız olduğunu görünce üzüldüm aslında, dedi annem, hayatı boyunca çekecek, hep uğraşacak dedim, diye anlattı.

Evcilik pek oynamadım; bir iki Barbie bebeğim oldu. Hatta birini babam ABD’den getirmişti, sahil Barbiesi, mini mini güneş gözlükleri vardı falan, pek havalıydı. Ama daha ekseriyet pelüş hayvan oyuncaklarım vardı, onları severdim. Bebek saçı taramak falan ilgimi çekmedi. Komşunun köpeği Katie’nin tepesindeydim onun yerine bütün gün.

Saçımın taranmasından nefret ederdim, at kuyruğu yapılmasından da… Sonunda dayanamadı annem, Amerikan tıraşı gibi kestirdi ama kısa saçı da hiç sevmedim. O zaman da huysuz bir tiptim yani. Annem hiçbir zaman aman da benim kızım gelin olacak bilmem ne diye sevmedi beni, hiç güzel kızım diye de sevmedi, akıllı kızım diye sevdi hep. Bilerek yapmış, sonradan kendisi anlattı.

Kardeşim doğduğu zaman abla mı demesini isterim, Nevşin mi, diye bana sordular, kararı ben verdim. Abla desin demiştim, keşke Nevşin’i seçseymişim.

İlkokula da beş yaşında başladım ben. Onu da annem babam bana sordu. Bir yaz akşamüstü çağırdılar yanlarına, gerçek okula mı gitmek istersin, anaokuluna mı dediler. Gerçek okula, dedim. Tamam dediler. O zamanlar öyle bir program vardı sanırım, beş yaşında okullu oldum. Zararını görmedim, belki faydası olmuştur, bilmiyorum.

Okula başlayacağım günden bir önceki gece annem yatırdı beni. Öncesinde uzun bir nutuk çekti, hâlâ hatırlarım dün gibi. Uzun uzun anlattı, artık hayata başladığımı, bundan sonra uzun zorlu bir sürecin beni beklediğini, kimseye, hiçbir erkeğe muhtaç olmadan kendi ayaklarım üzerinde durmam gerektiğini anlattı. O konuşma bana kendini o kadar iyi hissettirmişti ki büyüdüğümü anlamış ve cesaretlenmiştim.

Annem de babam da her zaman bu kadar cesaretlendirici olmadı. Yeri geldi sen kız çocuğusun, dediler, annem hep ama evladım burası Türkiye, diye izin vermeyişlerine bahane buldu mesela. Fakat çok dik kafalıydım. Hele azıcık palazlanınca açık olmak gerekirse hiç söz dinlemedim. Derslerim iyi olunca pek bulaşmazlar diye notlarımı hep ortalamanın üzerinde tuttum; bunun haricinde pek laf dinlemedim. Yeri geldi eve geç geldim, yeri geldi gitme dedikleri yere gittim, yeri geldi doğruyu söylemedim, yapma dediklerini yaptım. Pek çok zaman denedim yanıldım, denedim üzüldüm. Bazen de üzdüm, bazen korkuttum.

Ortaokuldaydım sanırım, ailece bir restoranda yemekteydik. Günlük meseleler konuşuluyor falan. Birden çıkış yaptım kendimce evlenmem ben herhalde hiç, sanırım birlikte yaşarım, dedim. Babam kalp krizinin eşiğinden döndü, morardı, fenalaştı adamcağız.

Çektirdi mi bu kız diye sorsanız anama babama, e vallahi çektirdi derler. Çektirecekse kız çocuklar çektirsin arkadaş, bir kere de onlar çektirsin yani, çekmesinler ne var yani!