İdeal şehir, insanlar için en iyi imkânları sağlayan, kaynaklarını doğru kullanan, altyapısı çözülmüş ve iş yaşam dengesi doğru kurgulanmış şehirdir. 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü kapsamında, iyi şehir nasıl olmalı sorusunu Şişli Belediyesi Plan ve Proje Müdürü Nuran Özden anlattı.

Şehir yaşayan, nefes alan, büyüyen, sürekli değişen bir iç dinamiğe sahip, karmaşık bir organizmadır. Yaşamını sürdürebilmesi için iyi planlama gerekir. Bunlar, ülke düzeyinden yerel ölçeğe kadar her türlü yerleşmede fiziksel / mekânsal gelişmelerin bir plan çerçevesinde biçimlenmesi esasına dayanır. Planlı gelişmenin sağlanması için yerleşmelerin değişiminde etkili olabilecek mekânsal, sosyal, demografik, ekonomik ve teknik verilerle estetik, kültürel (tarihi-arkeolojik), doğal/ekolojik etmenleri birlikte değerlendirerek geleceğe yönelik amaç ve hedefler koymak, uygulama araçlarını ve süreçlerini tanımlayarak uygulama yapılması gerekir. İyi bir şehir temelinde:

-İş yaşam dengesi kurularak mahalle kültürünün yaşatılması,

-Altyapının çözümlenmesi (yayalara ve bisiklet yollarına öncelik verilmesi, raylı sistemin yaygınlaştırılması, karbondioksit emiliminin azaltılması),

-Kentsel hizmetlerin dengeli, eşitlikçi ve hak odaklı dağılımının sağlanması, parklar ve yeşil alanların planlaması,

-Konut, ticaret, sosyal ve kültürel alanların dengeli planlanarak karma kullanımlar yaratılması, bunun sonucunda da sokak güvenliğinin ve sosyal ilşkilerin sağlanması,

-Küresel ısınma dahil afetlerle mücadeleye yönelik süreçlerin toplumsal ve kurumsal kapasiteyi artırıcı şekilde planlanması ve yönetilmesi gibi kriterleri barındırmalı.

 

ŞEHİRLERİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Şehir planlaması insanların kendisini iyi hissetmesini sağlamaktan öte önem taşır. Nüfus artarken plancılar tarafından kentlerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin yeniden ele alınarak değerlendirilmesi gerekir. Park ve yeşil alan şehir stresini atmada önemli rol oynar. Aynı durum mimari açısından da geçerlidir. Araştırmalar, kötü planlanmış şehirlerde yaşayanlarda ruhsal hastalıkların gelişmesi riskinin çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri, araştırmacıların sosyal stres olarak adlandırdığı, komşularda sosyal ilişki geliştirememekten kaynaklanır.

Heidelberg Üniversitesi’ndeki araştırmalar, şehirde yaşamanın bazı insanlarda beyin yapısının değişmesine neden olduğunu ortaya koydu. Sosyal izolasyonun birçok hastalık açısından risk oluşturduğu kabul ediliyor. Şehirde insanların birbirine iyi davranmasını sağlayacak ortamların  yaratılması gerektiğine inanan Kanada’daki Waterloo Üniversitesi’nde tasarımın psikolojik etkileri üzerine yapılan araştırmada, bina cephelerinin insanları fazlasıyla etkilediği, karmaşık bir yapıya sahip ve ilginçse insanları olumlu; basit ve monoton görünümdeyse olumsuz etkilediği görüldü. Şehirlerde yön belirlemesini zorlaştıran ve sürekli kaybolunmuş hissi veren tasarımlar, bir yere ait olma hissini yok etmekte. En yaşanılası kentler temiz, güvenli, enerjik, güzel görünümlü ve yeşil alanı çok olan kentlerdir.

İyi bir şehrin özellikleri

– Kentsellik ve doğa birlikteliği olmalı

– Gelişmiş kamusal alanlara sahip olmalı

– Bütünleşik kent ya da yeniden bütünleşen kentsel biçimde olmalı

– Toplumsal birliğin kalkınmasına olanak vermeli